Mudanya Sanatevi

Sanat Merkezleri

Bursa'nın İlçeleri

 

 

 

 
          Çoğumuzun bilmediği, yarım kalmış bir çaba bu. Mudanya'da bu isimde  özel bir sanat merkezinin açılması, kısa süre sonra kapanması. Baş rol oyuncusu, Bursa'nın kültür insanlarının tanıdığı bir kişi: Ömer Tuncer (belgesel yapımcısı). Ayrıca İşte Anadolu (Arkeoloji ve Sanat Yay, 1993), 13. Yüzyıl Anadolu Devrimi (Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2017) adlı kitapları var. Gelin onun ağzından dinleyelim bu sanatevinin öyküsünü...

   "Kültür bakanlığında Sinema Gen. Müd. Yrd. olarak görev yaparken, Bursa Çocuk Esirgeme Kurumu'nun bağlı olduğu Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, kuruma Bursalı ünlü edebiyat öğretmeni rahmetli Fakihe Odman'ın bağışladığı ve ölünceye değin içinde yaşamış olduğu evi ihale ile satışa çıkardı. Sene 1995. Fakihe Hanımın 1968'deki ölümünün üzerinden 27 yıl geçmiş. Mudanya'da, Mütareke Müzesi'nden sonraki dördüncü sokakta bulunan ev kullanılmamaktan harabeye dönmüş durumda.


Emekliliğim yaklaşıyordu, ihaleye katıldım ve evi satın aldım (1995). Denizden midye çıkaranlar bunları Fakihe Hanımın evinde ayıklıyordu. Tinerci çocuklar burayı mesken tutmuştu, harabe halindeydi ev.


Fakihe Hanım 1920'lerde eski bir Rum evi olan bu yalıyı alıp onartmış. Onarım sırasında evin ahşap bölümleri kazayla yanmış. 1940'da ikinci bir onarım geçirmiş, 1968'e kadar fiilen kullanılmış.

    Yakın zamanda kaybettiğimiz ünlü mimarımız Cengiz Bektaş'ın karşılıksız desteğiyle rölövesi çıkarıldı ve restorasyon planları hazırlandı.

1997'de emekli olunca hemen Bursa'ya gelip Mudanya'nın geleneksel yapı ustası Rasim Usta ile evi onarmaya başladım. Binanın onarımına bir memur emeklisi olarak gücümün yetmeyeceği çok açıktı. Bütün birikimim, emekli ikramiyem, annem ve kardeşlerimin gelirlerinin bir kısmı onarımın sürdüğü bir buçuk yıl boyunca buraya aktı. Yetmedi, kredi alarak sonunu getirmeyi başardık.

Yıkıntı halindeki bir binayı yeniden kullanılabilir hale getirmiştik. Şimdi bu evi herkesin yararına açmak kalmıştı. İçinde bir kafe ve sergi salonu düzeni kurdum.

Mudanya Sanatevi adıyla hizmete açtım. Ayda bir sergi açılıyor, her hafta sonu ünlü bir şanatçıyı, düşünürü davet ediyor, söyleşiler düzenliyordum. Mudanyalı öğretmen Atila Canbaz'ın desteğini de unutamam (Fotoğrafta Nezih Danyal (çizer-sol başta), Semih Poroy (çizer-ayakta), Atila Canbaz (masada, sağda), ben (masada, solda) varız).

   2010'da aramızdan ayrılan İnegöllü şair, akademisyen Ahmet Necdet, arkeolog eşiyle ziyaretimize gelmiş, duygularına mısralara dökmüştü. 

  Bütün bu emek, bunca çaba 1999'da bazı bürokratların girişimiyle sona erdi. Tarihi değeri olan üç yüz kadar Mudanya yalısına savaş açtılar. Kıyı kanununda bulunan bir açıktan yararlanarak, yasanın çıkmasından önceki yapıların ortadan kaldırılmasına çalıştılar. Önceki yasada bulunan, iptalinden sonra yeniden çıkarılması unutulmuş olan, "yasanın çıkmasından önceki evleri kapsamaması gerektiği" şeklindeki boşluk nedeniyle kıyı şeridinde, içinde tarihi yapıların da olduğu bütün evlerin tapuları iptal edildi. Benim gibi bir kişi daha Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dava açtı, haklı bulunduk ve tazminat aldık.  Bu yetmedi, kiraya verilmiş olan evlerin kiracıları, kendilerinden fuzuli işgal parası isteneceği ve tapusu iptal edilen ev sahiplerine artık kira ödenmemesi konusunda uyarıldılar. Hukuk mücadelemi sürdürdüm. Bana burayı kıyı yasasındaki açığa rağmen ihaleyle satan Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nden masraflarımı almaya çaıştım.
   Şimdi  bana söyleyin, tarihi bir yapıyı alıp büyük masrafla onarmak ve kullanılır hale getirmek, devletin desteklemesi gereken bir iş iken, devletin bu tutumu hangi akla hizmetle yapılıştır? Bunu gören başkaları bu çabaya girer mi artık? "Bu evleri neden kendi başlarına yıkılmaya bırakıyorlar" sorusunun cevabını artık biliyorsunuz.