Tankut Sözeri (1943- 2013)

Bursa'nın Kültür İnsanları

Bursa'nın Simgeleşmiş Kişileri

   

                                                                                                           

   Mart 1943 tarihinde Tekirdağ/Şarköy’de kent PTT müdürünün 4’ncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba emekli olunca 1954 yılında Bursa’ya yerleşildi ve nüfus kütüğü de Bursa’ya taşındı. Artık aile Bursalı olmayı seçmiş oldu.

                             

    İlkokul son, ortaokul ve lise eğitimini sırasıyla; Şerif Artış İlkokulu, Mehmet Çelebi Ortaokulu ve Bursa Erkek Lisesi’nde tamamladı.1962 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdi. 3 yıl sonra 1965 yılında askere giderek eğitimini sona erdirdi. Askerlikten sonra 1967 yılı eylülünde Yapı Kredi Bankası’nda Ankara’da muhasebe memuru olarak işe başladı.

    1973 yılında çalıştığı banka tarafından Amerika/Newyork kentine ABD bankacılığını öğrenmek üzere gönderildi. 6 ay uluslararası ve Amerikan bankacılığını inceledi. Dönünce 2. müdür olarak Kızılay/Ankara’da kambiyo müdürü olarak görev yaptı. 1976 yılında Avustralya Bankalar Birliği’nce düzenlenen “Gelişen Çevrede Bankacılık” adlı bir ay süren ve dünyadaki bütün ülkelerin müdürler düzeyinde temsil edildiği Melbourne Üniversitesi’ndeki seminerde ülkeyi temsil etti. Tebliğler sundu tartışmalara katıldı.

    1978 senesinde çalıştığı bankadan istifa ederek serbest hayata intikal etti ve inşaat malzemeleri alım ve satım (demir ticareti) işlerine girdi. Serbest ticarette istediği başarıyı elde edemeyince 1984 yılında tekrar Bursa’ya döndü.

   1985 yılında Muradiye semtinde turistlere yönelik ticarethane açtı ve 1989 yılı ocak ayında Kapalıçarşı’da etnografik eserler üzerine antikacılığa başladı. 2006 yılında Kapalıçarşı’daki dükkânını kapatarak Bodrum’da 2008/9 yıllarında antika dükkânı açtı. İstediği verimi elde edemeyince Bodrum’dan tekrar Bursa’ya döndü ve ticareti bıraktı.

                               

    2000 yılında Uludağ Üniversite’nin düzenlediği Halk Kültürü Sempozyumu’na katıldı, iki tebliğ sundu, üniversitenin sempozyumla ilgili olarak çıkardığı kitabında tebliğleri yayınlandı. 2000 yılında Kültürlerde Şahmeran, 2006 yılında da İnançlarda Şahmeran ve Mistik/Gizil Simgeler Gelenek ve Kavramlar adlı kitaplarını yayınladı.

    Bursa’nın yerel gazetesi Haber gazetesinde uzun yıllar yazdı. Daha sonra Yeni Bursa adlı internet gazetesinde Halk kültürleri, Orta Doğu, ülke sorunları, futbol, Bursaspor ve güncel konularda yazılar yazdı. Barış Partisi Kuruculuğu ve il Başkanlığı yaptı 1999 seçimlerinden sonra siyaseti bıraktı. Siyasetten sonra Bursa Haber Gazetesi’nde 2007 yılına kadar köşe yazarlığı yaptığı gibi Yeni Bursa internet Gazetesi’nde yazıları yayınlandı. 2013 yılı eylül ayında vefat etti.

-------------------------------------------------------------------------------------------------

       Tankut Bey ile Anılarım    -    Ekrem Hayri PEKER  

    İsmini Bursa siyasetinden ve daha sonra gazetelerdeki yazılarından biliyordum. Haber gazetesindeki yazılarında “eşekler” çok güzel yazılar yazdığını anımsıyorum. “Vefa” diye bir kavramı unuttuğumuz için gazete sahip değiştirince yazarlar kısmından yazıları kaldırıldı. Daha sonra gazeteci Mehmet Ali Yılmaz’ın kurduğu Yeni Bursa sitesinde yazmaya başladı. Sitedeki son yazısı 4 Ekim 2013 tarihini taşıyor. “Bursaspor.net” sitesinde Bursaspor üzerine yazdığı yazıları binlerce kişi okuyordu.

  Antikacı dükkânına taşlara meraklı bir arkadaşımla gitmiştim. Arkadaşım, akik taşlı bir yüzük aldı.  2004 yılı sonunda Özbekistan’a gittim. Dört ay sonra hastalanıp döndüm. 2005 yılında tekrar gittim. Özbekistan’da yaşarken Bursa ve Anadolu’yla benzerliklerimi kaleme almaya başladım. 2008 yılında döndükten sonra Irgandı köprüsündeki Bursa Araştırmaları Vakfı ofisinde karşılaştığımızda sohbet ediyorduk. Sonra beni Bursa yerel basınında iyi bir yere sahip olan Meydan gazetesine götürdü. Bu gazetenin kültür sayfalarında yazmaya başladım.

    Sonra Bodrum’a gitti. Arada geldiğinde yazar kasasını Bodrum vergi dairesine kaydettiremediğini, bu nedenle kredi kartıyla satış yapamadığından yakınıyordu. Kızı da o sırada Bodrum’da veteriner hekim olarak bir klinikte çalışıyordu. Bir trafik kazası geçirdi. Belkemiği kırılmıştı. İyileşince Bursa’ya döndü. Yeşil civarında deri süsü eşyaları yapan birisiyle beraber bir antikacı dükkânı açtı. Daha sonra Hisar’da orduevinin kapısı karşısında bir yer tuttu. Ankara ve İstanbul’daki antika pazarlarına da gidiyordu. 

    Bana  olaylı TİP Kongresi'ne katıldığını anlatmıştı. Türkiye İşçi Partisi kurulduktan sonra sadece aydınlar arasında değil; işçiler, Marmara ve Ege köylüleri arasında kök salmaya başlamıştı. Nazım Hikmet’in Bursa’daki hapishane arkadaşı İsmail Başaran’ın İznik’teki köyü Müşkile’de TİP kök salmıştı. Başlarında kasketleriyle bir grup Müşkileli, TİP’in seçim propagandalarına katılması, sadece Bursa’da değil tüm ülkede ilgiyle karşılanıyordu. 

    1965 yılındaki Bursa TİP kongresi toplandı. Komünizmle Mücadele Derneği, Aybar’ın Bursa’ya geleceğini duyunca, çevre ilçelerden topladığı bir grubu Setbaşı’nda kongrenin yapıldığı Saray Sineması’na doğru yönlendirmişti. “Komünistler Moskova’ya” diye bağıran bu gurup, sinemanın kapılarını zorlayıp içeri girmiş, parti yönetici ve delegelerini dövmeye başlamıştı. Avukat Şükrü Akmansoy Mahfel’de dövülürken, genel sekreter Cemal. H. Selek ise yerlerde sürüklenmiş, Adnan Cemgil ve Ali Karcı da ağır biçimde yaralanmıştı.

    Olaylar sırasında Tankut Sözeri, Nihat Behram ve Fevzi Kavuk canlarını, Setbaşı Köprüsünden dereye atlayarak kurtarmıştı. (Tankut Bey, bana “Kongreden kaçıp, Irgandı Köprüsüne giden sokağa bağlantılı çıkmazın girişindeki evin ikinci kat penceresinden içeri girdiğini, evin mutfağından bir bıçak alıp kongreye döndüğünü” anlatmıştı.)

                             

     Senatör Suphi Karaman mecliste; “31 Mart’tan beri Bursa böyle bir vahşet yaşamadı. Olaylar olurken, Hükümetin kılı bile kıpırdamadı. Yoksa 31 Mart’ta olduğu gibi Selanik’ten bir ordunun gelmesi mi bekleniyor” diye bir konuşma yapması üzerine olay, ertesi günü gazetelere manşet olmuş, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel de, Komünizmle Mücadele Derneği fahri başkanlığından istifa etmişti.

    İlk kitabı Kültürlerde Şahmeran adını taşır. yayınevinden çıkmış, İkinci kitabı “İNANÇLARDA ŞAHMERAN” Bursalı kitapçı ve yayıncı Mecit Bilgin’in Asa Yayınları tarafından yayınlandı. Kitabı okuyunca büyük bir şaşkınlık geçirdim. Halk kültürü üzerine müthiş bir bilgisi vardı. Daha sonra evindeki kütüphanedeki tarih kitaplarını görünce bu bilginin kaynağını öğrendim.

     Tankut Bey, sadece antikalar, eski yazmalar ve eşyalar alıp satmamış. Zamanla o eşyaların ve inançların kökenini tarihsel köklerine doğru yola çıkmış.

     Bir gece beni evine davet etti. Meze hazırlamayı çok iyi biliyordu. “Aşçılığım iyidir” demişti. Salonundaki kitapları görünce kendimden geçtim. Müthiş bir kitaplığı vardı. Tarih, halk kültürleri ve okütizm üzerine çok sayıda seçme eserler mevcuttu. Bektaşi kültürüne vakıf olması, Bektaşi dedesi olması da sanırım gizil bilimleri araştırmasında etkili olmuştu.

     Dostuma, tufanla ilgili bulduğum bilgileri, kitapları götürüyordum. Polinezya’da tufanla ilgili söylenceler, burada ve dünyanın diğer yerlerindeki piramitlerle ilgili ne bulursam götürüyordum. Bu konularda saatlerce konuşuyorduk. Sanırım sonunda bu yönünü anlayan birini bulmuştu.

      Partlarla ilgili bir kitabını okumak için istemiştim. Epey tereddüt etti, “Namusuna güveniyorum” dedi. Kitabın içine de kaşesini vurdu. Daha sonra ikişer, üçer kitabını bana vermekte tereddüt etmedi. Vefatından sonra bendeki beş kitabını kızına götürdüğümde çok şaşırmıştı ve “Babam sana ödünç kitap mı verdi?” diyerek şaşırmıştı.

     Üçüncü kitabı “MİSTİK/GİZİL SİMGELER GELENEK VE KAVRAMLAR” önce Avrasya Etnografya Yayınları tarafından yayınlandı. Kitabın daha geniş kitlelere ulaşması için girişimde bulundum ve KASTAŞ Yayınevi tarafından basıldı.

     Son siyasi faaliyeti gazeteci dostu Mehmet Ali Yılmaz’ın CHP Osmangazi ilçe başkanlığına adaylığına destek oldu. Yılmaz’ın Demirtaş’ta tuttuğu seçim bürosuna gidip çalışmalarına destek veriyordu. Seçime başka güçler karıştı ve Yılmaz kaybetti.

     Sıhhatli olduğu günlerde beraber Heykel-Setbaşı hattında tur atar, bazen simit sarayında çay içerdik. Kendisiyle ilgilendiği konularda sohbet ederdik. Bazen Orion kuşağını ve Mısır Piramitlerini, Hebron’u, Mısır dışındaki piramitleri bazen yaradılıştaki sırları, simgeleri ve tarihsel değişimini, Hazreti Süleymanı ve kuşları konuşurduk.

    Yaptığı çalışmalar Bursa dışında duyulamadı, duyuramadı. Sadece Barış Partisi Bursa İl Başkanı ve muhalif yazar olarak bilindi. Kıvrak zekâsıyla yazdığı yazılar yüzünden Bursa’nın günlük gazetelerinde yazdırılmayan bir gazeteci oldu.

   Uzun yıllar emek vererek oluşturduğu ve birbirinden nadide binlerce kitaptan oluşan şahsi kütüphanesi Mümin Ceyhan Bursa Araştırmaları Kütüphanesine bağışlandı.

                   www.belgeseltarih.com/tankut-sozeri-hayati-eserleri/ 'den kısaltarak alınmıştır

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 10/03/19