Vahit Armağan            
(1905-?)

Bursa'ya Hizmet Edenler

Bursa'nın Kültür İnsanları

 

 

 

   

         

            Ressam, müze müdürü, bürokrat.

  İstanbul doğumludur. Liseden sonra ik iyıl Yüksek Deniz Ticaret Okulu'nda okudu. Sonra Sanayi-i Nefise'de (Güzel Sanatlar Akademisi) İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu. Mezun olunca Fransa'ya gidip Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. Ülkeye döndükten sonra Topkapı Sarayı'nda restorasyon uzmanı olarak çalıştı. Başarılarından  dolayı Konya Mevlana Müzesine müdür muavini olarak atandı. Orada evlendi, iki çocuğu oldu. Üstün hizmetlerinden dolayı  Manisa Müzesine müdür olarak tayin edildi. Bu müzeyi onartarak çağdaş bir müze haline getirdi. Buradan Bursa Arkeoloji Müzesine (o dönemde Yeşil Medrese'de) müdür olarak atandı. Başarılarından dolayı Ankara Müzeler Umum Müdürü, bir süre s onra da Anıtkabir müzesi müdürü oldu. Oradaki siyasi çekişmelerden  dolayı istifasını verdi. İstifası kabul edilmedi ve tekrar Bursa'ya dönmek istedi. İsteği kabul edildi, Bursa Müzesine geri döndü. Konya ve İstanbul’da çeşitli resim sergileri açtı. Oryantalist suluboya ressamıdır.

                                     

                     *                 *               *               *

      Bursa Müzesi müdürü olduğu yıllarla ilgili hatıralar 

                                                                                                Erdem Yücel 

    Hikmet Gürçay İstanbul’a en yakın müze olarak Bursa Arkeoloji Müzesi’ne atanma isteğimi kabul etmişti. Bursa bana yabancı bir şehir değildi. Üniversitedeki öğrencilik yıllarımda babamla birlikte sık sık Bursa’ya gitmiş, onun restore ettiği başta Bursa Ulu Cami olmak üzere Erken Osmanlı Dönemi eserlerini yakından tanımıştım. Bursa Arkeoloji Müzesi’ne kısa sürede atamam yapılmış ve asistan olarak göreve başlamıştım.

    Günümüzde Bursa Kültür Parkı içerisindeki 1971 yılında yapılan binada yer alan Bursa Arkeoloji Müzesi, benim görevlendirildiğim yıllarda Yeşil Külliyesi’nin medresesinde yer alıyordu.

    Bursa Müzesi Müdürü Vahit Armağan, Manisa Müzesi Müdürlüğü’nden 1954 yılında buraya atanan değerli bir ressamdı. Müzede benim dışımda arkeoloji eğitimi almış başka bir asistan bulunmuyordu. Atilla ve Sait Bey isimli iki memur müzenin idari işlerini yürütüyorlardı. Başlangıçta Vahit Bey’in bana biraz çekimser olarak bakmasının nedenini memurlardan öğrenmiştim. Benden önceki bir asistan hanım müzede epey sorun yaratmış ve sonunda başka bir yere atanmıştı. Müzeyi tanımaya başladıkça envanterlerin eksik, yapılanların da doğru olmadığını görmüştüm. Öylesine komikliklerle karşılaşmıştım ki; gülmemek veya şaşırmamak elde değildi. İ.S 2. yüzyıla tarihlenen bir Roma portresinin envanter kaydında bir tek cümle vardı; Taş üstünde baş!.. Bu arada çevrede yapılan kazıda ortaya çıkarılan keramikler yığın halinde bir odada yerlere serilmişti. Bir başka odada bilmeden satın alınmış sahte eserler vardı. Bütün bunlardan ötürü müze müdürünü suçlamak doğru olmaz. Çünkü Vahit Bey iyi niyetli bir kişi olmasına rağmen arkeoloji eğitimi almamıştı. O günlerde müze-bilim eğitimi alanların çoğu İstanbul veya Ankara müzelerinde toplandıklarından, rahmetli hocam A. Müfit Mansel’in “Anadolu müzeleri seni bekliyor” sözünün ne kadar yerinde olduğunu o zaman anlamıştım. Müzede envanterleri yapılmamış, yortan tipi keramikleri ele almakla başladım. Ancak arkeoloji eğitimi alırken bizlere envanterin nasıl yapılacağı ve yortan tipi keramiklerin özellikleri anlatılmamıştı. Bunun için müdürümden izin alarak İstanbul Arkeoloji Müzelerine giderek envanterin en iyi biçimde nasıl yapılacağını, yortan tipi keramiklerin ne olduklarını öğrendikten sonra Bursa Müzesine dönerek çalışmaya koyulmuştum. Yıllar sonra Bursa Müzesi Müdürlüğü’ne atanan bir arkadaşımın çok iyi ve aynı zamanda bilimsel bir envanter çalışması yaptığımı söylemesine çok sevinmiştim. Bu arada Bursa’nın Kestel ilçesinde bazı arkeolojik eserlerin ortaya çıktığı ihbarı üzerine oraya gidip, mimari eserleri inceleyerek raporumu düzenledim. Yeri gelmişken nasıl rapor yazılacağını da müze kayıtlarından ve memurlarından öğrenmiştim. Vahit Armağan bir gün beni çağırarak boş kaldığım anlarda müze memurlarının odasına giderek oradaki idari işlemlerin nasıl yapıldığını öğrenmemi istemişti. Müze memurlarından Atila ve Sait Beyler’den müzeye gelen evrakların nasıl kaydedildiğinden tutun da her türlü işlemi öğrenmeye başlamıştım. Sonraki yıllarda İstanbul’da Divan Edebiyatı Müzesi Müdürlüğü’ne atandığımda Bursa Müzesi’nde öğrendiklerimin büyük yararı olmuştur. Eski eser raporu yazmak, envanter defteri düzenlemek başta olmak üzere idari yazışmaların nasıl olacağı bizlere üniversitede öğretilmemişti. O zamanlar üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi bölümlerinde müzecilik diye bir ders okutulmuyordu. Yıllar sonra Trakya Üniversitesi’nde iki sömestr süreli müzecilik derslerini verirken ilk sömestrde müzecilik tarihini, ikinci sömestrde de müzecilikteki idari işlemleri öğrencilerime uygulamalı olarak anlatmıştım. Belki de müzecilikten üniversiteye öğretim görevlisi olarak geçmemin bunda büyük yararı olmuştur. Daha sonraki yıllarda müzelerde çalışan ve yönetici olan öğrencilerimden bu konudaki uygulamalı derslerimin kendilerine çok faydalı olduğunu söylemeleri hoşuma gitmişti.

    Bursa Müzesi’ne ısınmış ve çalışıyordum ama ortaya özel bir sorunum çıkmıştı; Vahit Armağan’ın oturduğu Çekirge’deki apartmanda bir daire kiralamıştım ve kirası benim maaşıma denk düşüyordu. Babam ve halam beni parasal yönden destekliyorlardı. Yeni evlenmiştim ve bu durum nereye kadar giderdi?

    Maddi yönden bunaldığım bir gün Vakıflar Umum Müdürü Nihat Danışman’a bir mektup yazarak, daha önce Vakıflar’daki çalışmamı anlatmış ve mesleğime uygun kadrolu bir görev istemiştim. Doğruyu söylemek gerekirse olumlu bir yanıt alacağımı ummuyordum ama bir gün Vakıflar Umum Müdürü Nihat Danışman imzalı, 24 Ağustos 1964 gün ve 61 sayılı bir yazı almıştım. Bu resmi yazıda şöyle deniyordu; “20 Ağustos 1964 tarihli mektubunuzu tetkik ettirdim. Çalıştığınız komisyondaki personelin aylık yevmiye tutarı 2.000 lira olduğundan bütçedeki tahsisat bu ihtiyacı karşılayamamaktadır. Temmuz ayı yevmiyeleri için 3.000 liralık ödenek ayrılmıştır. Tahsisat açığı dolayısıyla kadronun ayarlanması zaruridir. Sizin ücretli veya maaşlı bir kadroya alınmanıza dair talebiniz de tetkik edilmiş ve (D) cetvelinde münhal bir kadro bulunmadığından maaşlı bir kadroya tayininiz yapılarak İstanbul Vakıflar Baş Müdürlüğüne tebliğ edilmiştir. Bilgi edinmenizi rica ederim.” Benim istediğim de maaşı az olsa da kadrolu atamaydı. İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü’nde arkeolog veya sanat tarihçi kadrosu olmadığından Emlak Müdürlüğü’ndeki kadroya atanmıştım. Ancak eğitimime uygun, eski eserlerle ilgili işlerde çalıştıracaklarını öğrenmiştim. Maddi nedenlerin yanı sıra İstanbul’a ailemin yanına gitmek arzusu da ağır basınca Bursa’daki görevimden istemeyerek, daha doğrusu zorunlu olarak istifa edip, İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü’nde göreve başlamıştım.

Emekli öğretim görevlisi Erdem Yücel 'in Vakıflardaki Çalışmalarım adlı kitabının 109-110. Sayfalarından alınmıştır.

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 01/12/21