Bursa Arşivi






 

            Bursa Erguvanla Barışmalıdır

                      Bursa Hakimiyet gazetesi yazarı Hasan Kanbolat'ın 29 Mayıs 2007'de çıkan yazısıdır.

    Sezar, M.Ö. 47 yılında Roma’ya imparator olmak ister. Senatonun önüne çıkmadan önce terzisine erguvan çiçeği renginde yeni bir giysi diktirir.Terzisine der ki “Giysimin rengi biraz koyu olsun ki imparator olmak istediğim anlaşılsın. Ama çok koyu da yapma. O zaman kesinlikle imparator olacağım anlaşılır”. İşte pembe, mor, eflatun arası ebruli bir renk olan erguvan çiçeği böylesine politik bir renktir. Doğal yollarla üretilen en zor renk olduğu için, bir zenginlik ve güç belirtisidir. Gerek Roma, gerek Bizans ve gerekse erken Osmanlı Devleti döneminde erguvan çiçeği ve rengi devletin ve yönetim sınıfının rengidir. Lale, Osmanlı Devleti’ni simgeleyen çiçek olarak bilinse de sadece bir devrin simgesidir. Nitekim, erguvan renginin İngilizce adı ‘kraliyet moru’ anlamına ‘royal purple’, ‘imperial purple’ ve eski Grekçeden dolayı ‘Triyan purple’dür. Bizans’ın kuruluşu olan ‘11 Mayıs’ İstanbul’da erguvanların açılış tarihi sayılırdı. İstanbul’un fethi de (29 Mayıs 1453) erguvan zamanında olmuştur. Roma ve Bizans’ta tapınaklar, saraylar, asillerin evleri, giysiler erguvan rengindeydi. İmparator ve soylular kendilerini ‘erguvan kanlı’ olarak kabul ediyorlardı. Halkın bu rengi kullanması yasaktı. İmparatorların erkek çocukları doğduklarında erguvan renkli odalara alınıyorlardı. Erguvan renkli özel tören kıyafetleri giyiliyordu. İmparator dışında hiç kimse erguvan renginde pelerin takamazdı. Hıristiyan inanışına göre Hz. İsa, Romalılar tarafından çarmıha gerilmeye götürülürken üzerine erguvani bir bez atılarak aşağılanmıştı. İsa’nın ihanet eden havarisi Yahuda (Judas) da kendini erguvan ağacına asmıştı. Bu olaydan sonra önceleri beyaz olan Erguvan çiçekleri utançtan erguvan rengine dönmüştü. Erguvan ağacına ‘judas tree’ (redbud trees) denilmesinin, mor rengin micazi kullanımının kökeni de bu olaydan kaynaklanmıştı. Latince adı ‘cercis siliquastrum’ olan akdeniz tipli erguvan ağacı, Osmanlı'da baston yapımında da kullanılmıştı. Osmanlı mutfağında salatalar, erguvan çiçeği katılarak yapılırdı. Şamanlar ise hastalıkları kovmak için erguvan kabuklarını kaynatıp içmişlerdi.


    Erguvan, tarihin her döneminde Bursa’nın simgesi olmuştur. Kentin erguvan zamanında kurulduğu da rivayetler arasındadır. Baharın müjdeleyicisi erguvan çiçekleri mayıs ayında görünüp, ani kayboluşu ile utangaç süsüdür bu kentin. Bursa, Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti (1335-1363) olduktan sonra erguvana verilen önem daha da artmıştır. Barış ve hoşgörünün sembolü olan Erguvan Şenlikleri Bursa’nın başkent olmasıyla birlikte 14. yüzyıldan itibaren daha büyük çoşkuyla kutlanmaya başlanmıştı. Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt'ın damadı Anadolu erenlerinden Emir Sultan
(Emir Buhari), her yıl erguvanların açma mevsiminde Bursa'da müritleriyle buluşurmuş. Bu buluşma nedeniyle erguvan şenlikleri düzenlenirmiş. Şenliklerin şehrin ekonomisine olumlu etkileri görülünce 19. yüzyıla kadar gelenek olarak sürdürülmüş. Emir Sultan, toprağa değil gönüllere diktiği ‘aşk ağacı’ olarak bilinen erguvanları beslemek ve büyütmeyi, insanların iç dünyalarını aydınlatmayı, baharlarını ve bayramlarını sürekli kılmayı görev bilmiş. Sonuç olarak Bursa, kadim dostu erguvan rengi ve çiçeği ile yeniden bütünleşmelidir. Valiliğin, büyükşehir ve diğer belediyelerin resmi amblemlerinde ve renklerinde bile erguvan çiçeği ve rengi bulunmamaktadır. 2000’li yıllarda İstanbul ve Bursa’da Erguvan Şenlikleri düzenlenmeye başlanmışsa da söz konusu çabalar henüz kenti ve toplumu kavramaktan uzaktır. Bursa’da valiliğin, yerel yönetimlerin, yerel medya ve sivil toplum kuruluşlarının erguvan çiçeğine ve rengine daha fazla sahip çıkması gerekmektedir. Unutmayalım, her ülkenin ve her kentin bir rengi, bir çiçeği, bir kokusu vardır. Bursa’nın da ağacı ‘erguvan’, çiçeği ‘erguvan çiçeği’, rengi ise ‘erguvan rengi’dir. Erguvan pek kokmadığına göre Şeyh Galib’in, ‘gül mü güler, erguvan mı ağlar’ sözünden yola çıkarak erguvan ile gülü bütünleştirmeli ve erguvan altlarına dikilecek güllerin kokusu Bursa’yı kaplamalıdır.