Erdem Saker İle Söyleşi -2



Erdem Saker İle Söyleşi -1

Bir Yazısı: Bursa'nın Suları





 

Erdem Saker Büyükşehir Belediye başkanı Hikmet Şahin'e öneri ve uyarılarda bulundu:“MERİNOS TEKNİK ÜNİVERSİTE

                                   OLMALIDIR”

 

                 Söyleşen: Yüksel Baysal (Temmuz 2005) 


1994-1999 döneminde Bursa’ya damgasını vurmuş bir belediye başkanı Erdem Saker. Uzun yıllar bürokraside edindiği deneyimlerle geldiği belediye başkanlığı koltuğundan alnının akıyla ayrıldı.
Soğanlıpark, Kent Kütüphanesi, Havuzlupark, arıtma tesisleri, çöpten elektrik üretme tesisi, 2020 Bursa Anayasası ve daha birçok hizmete imza attı. İzleri silinmeyecek bir dönem geçirdi.
Ancak, Türkiye genelinde esen DSP fırtınası, Erdem Bey’in ikinci dönem seçilmesini engelledi.
Halen, haftalık Ekohaber gazetesinde yazılar yazan Erdem Saker, Bursa’yı çok yakından takip ediyor.
Dikkate alınıp alınmadığını bilemiyoruz ama düşüncelerini, gözlemlerini aktararak, deneyimlerinin ve birikimlerinin Bursa’da yaşayanlarca kullanılmasını istiyor. Hiçbir karşılık beklemeksizin…


Sayın başkan şu an neler yapıyorsunuz?
Şu anda İstanbul’da bir firmada çalışıyorum. Düzce-Melen’den İstanbul’a içme suyu getirilmesiyle ilgili 1 milyar dolarlık bir proje bu.
Orada somut göreviniz ne?
Düz mühendislik yapıyorum. Yılbaşından bu yana haftada üç gün gidip geliyorum.
Üç günün haricinde neler yapıyorsunuz?
Bursa’da yaşıyorum. Bundan birkaç ay önce Doburca’da bir çiftlik almıştım. Orada çiftçilik yapıyorum.
Ne yetiştiriyorsunuz?
Her şey. Bursa’da ne yetişiyorsa, hepsi var tarlada.
Bursa sosyal yaşamındaki yeriniz nedir?
Gazeteciler sorduğunda, Bursalı olma sorumluluğuyla görüşlerimi söylüyorum, arada sırada televizyon programlarına konuk oluyorum.
Geri döşünü oluyor mu bu söylediklerinizin?
Yok, hayır. Ama ben bunları birer tarih ibelge olarak görüyorum. Bir zamanlar bir Erdem Saker vardı, o da şunları söylemişti; doğru söylemişti denileceğine inanıyorum.
Örneğin son günlerde Merinos üzerine düşünüyorum. Çok tarihi bir dönemeçten geçiyoruz. Karar verenler, izleyenler, herkes sorumlu.
Bilindiği gibi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, bir vakıf üniversitesi kurma kararı aldı. Şimdi belki birileri pişmiş aşa su katıyor diyecek ama burası vakıf üniversitesi olmalıdır.
Bir sanayici dostumuz geçenlerde bu kente bir teknik üniversite şart dedi. Katılıyorum. Makine, elektrik, elektronik gibi bölümlerin öncelikli olduğu bir Merinos Teknik Üniversitesi Atatürk’ün kemiklerini sızlatmayacak bir çözüm olur.
Burada belirtmek gerekiyor ki, Bursa’nın uluslar arası fuar ve kongre merkezi vardır. 600 bin metrekare alanda planlanmış bu tesis, süratle tamamlanarak, daha da işlevsel hale getirilmelidir. Burası bırakılıp, Merinos’a dönmenin anlamı yok. Oradaki mevcut binaları uluslar arası çapta bir kültür merkezine dönüştürmek çok zor.
Kültür merkezinden bahsetmişken, Kültürpark’ın içinde temeli atılmış yer ne olacak? O zamanın parası 2 trilyon harcanmıştı…
O tabii ki, gizli hesabın görüntüsüydü. O gizli hesap İpekiş’ti. Baktılar pabuç pahalı, İpekiş kenara itildi ve o işe girişildi. Ne yazık ki, Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu buna izin verdi. Aynı Mete Tapan grubu, şu an Cuma pazarı olan yer varya… Orası için ben, “Bursaray istasyonu ile bütünleştirelim, matlı otopark yapalım, yarım kat kazanalım, üstünü lunaparkın hizasına getirelim, lunaparkı oraya taşıyalım, lunaparkı da gül bahçesine katalım dedim. Mete Tapan grubu, olmaz dedi. Bana yok diyen kurul gitti gül bahçesinin yok olmasına yol açacak projeye evet dedi.
Sizin döneminizde yapılan hayvanat bahçesi, sizden sonraki belediye başkanı tarafından eleştirilmişti. Hatta bazı siyasetçiler tarafından hakarete varan açıklamalar yapılmıştı. Bu konuda hiç dava açtınız mı?
Hayvanat bahçeleri bizde küçümseniyor ama bugün Avrupa’da hayvanat bahçelerine gidin, yeni doğmuş çocuklar dahil herkes oradadır. Bizim hayvanat bahçesi, Avrupa Hayvanat Bahçeleri Birliği’nin denetiminde yapıldı. Bakın bir yıl içinde oraya 1 buçuk milyon insan gitti, bunun 400 bini çocuktu.
Bana yapılan hakaretlere gelince…
Recep Önal’ın “Onu maymun kafesine kapatmak lazım” sözüne dava açmadım. Ama Fahrettin Gülener, “şerefsiz” diyerek hakaret ettiği için 11 milyar lira tazminat ödedi. O parayla birkaç parka ağaç diktim, geri kalanıyla çocuk okutuyorum.
Bursa’ya çok önemli hizmetler yaptınız. Kent kütüphanesi, Botanik parkı, arıtma tesisi, Demirtaş çöplüğünün ıslahı ve elektrik üretilmesi, çöp toplama…
Bu konu çok önemli. Bizi Avrupa Birliği’ne alırlarsa en çok zorlanacağımız konuların başında geliyor. Ben belediye başkanlığından ayrıldığımda Bursa’nın yüzde 10’u çöpü ayırmaya başlamıştı. Avrupa Birliği’nin yeni çıkan genelgesinde, evden çıkan çöplerin azami yüzde 15’i çöp sahasına gömülecek ki, o da inşaat artığıdır. Geri kalan hepsi yeniden değerlendirilmek zorunda.
Bursa’daki durum nedir?
Gidin Hamitler’e eski Yalova çöplüğündeki düzen orda kuruluş; yani toplayıcılar orada barakalar kurmuş, haldır haldır çöp ayıklanıyor. Tırlarla çöpler taşınıyor. Orası duman dumana gidiyor. Yani yakılıyor. Halbuki, günlük öpün aynı gün gömülmesi lazım önemli olan geri dönüştürülecek çöpü evlerden ayrı toplamaktır. Gönül isterdi ki, Erdoğan Bey, görevden ayrıldığında Bursa’nın tamamında çöp ayrılmış olsaydı. Çünkü insanlar hazırdı; aşağı mahallelerde insanlar bize gelip, “Başkan bize de torba ver, biz de ayıralım, niye sadece Nilüfer’dekilere torba veriyorsunuz” demişlerdi.
Şu an ne yapılması gerekir?
Dendi ki, çöpten etil alkol üretimi yapılacak. Ama ne zaman, nedir? Bu olay Avrupa’da hiç yok, dünyada yeni olduğunu öğrendim. Kanada’da var. Büyükşehir Belediyesi Kanada firması ile anlaşma yaptı. Günlük çöpleri evlerden kendi toplayacak, bir yere götürecek, orada etil alkol üretecek, geri kalanını da gömecek.
Nasıl üretiliyor bu?
Yeni bir teknoloji. Bu teknolojinin Türkiye’ye sokulması için çevre sorunu yaratmadığına dair Çevre Bakanlığı’ndan onay alınması lazım. Lisans olayı olması lazım. Kafadan, yap kardeşim diyemezsin. Geçenlerde Sayın Başkanın beyanında o konu ortalarda diyordu. Oysa bir ön protokol yapıldı. Etil alkol olayı başladı ama geri dönüşümden vazgeçildi gibi… Oysa son süratle insanların evinde çöpü ayrı toplaması konusunda kampanyalar düzenlemek gerekiyor. Bu da Yerel Gündem 21 çalışma gruplarıyla, halkla beraber olmalı.
HAVAALANI TARTIŞMASINA NOT
Sayın Saker, Bursa’da yeniden bir havaalanı tartışması alevlendi. Bu işe taraftar olanlar bile şu an pişmanlık ifadeleriyle demeçler veriyor, yazılar yazıyorlar. Herkes topu bilinmeyen birilerine atıyor.
Yenişehir Havaalanı bana göre doğru yerde. Bursa kararlarını hemen veremiyor, uzağı göremiyor. Bugün Avrupa’nın önemli şehirlerinde havaalanı ile şehir ortalama bir saat sürüyor. Yeniden eski havaalanına dönüş sinyalleri alıyorum. Zorlamayla Bursa Havaalanı bazı uçakların ineceği şekle sokulabilir. Yunuseli’ne doğru meyve bahçeleri sökülüp, pist uzatılabilir… Bu olacak şey mi?
Bizim yapmadığımız bir şey var. Frankfurt’tan inip Berlin’e gideceğiniz zaman sizi pırpırlı bir uçağa bindirirler. Yolcu sayısına göre 10 kişiden 70 kişiye kadar değişen kapasitededir bu uçaklar.
İstanbul-Bursa arasında bu tür pervaneli uçak konsa, Bursa Havaalanı mevcut şekliyle kullanılabilir. THY ara hatlara neden pervaneli uçak koymaz anlaşılır gibi değil.
BURSA’NIN KIRMIZI ÇİZGİLERİ VE PLANLAMA
Büyükşehir sınırlarının genişlemesinin getirdiği olanaklarla yeni bir 1/25 binlik plan gündeme geldi. Nelere dikkat edilmeli?
Bizim dönemimizde yapılan 1/100 binlik plan ki, ona Bursa anayasası diyoruz, onun daha ayrıntılandırılması yapılmalıdır. 2020 Bursa çevre düzen planlanması bütün sivil toplum örgütlerinin katılımıyla yapılmış, Kent Konseyi’nin de onayı alınmıştır.
Burada artık takkeyi önümüze koymamız lazım. Bursa’yı bir ev olarak düşünürsek, Bursa ovası da onun bahçesidir. Çok değerli bir bahçedir ve bunun korunması lazım. 25 binlik plan sadece yerleşim planı değil, ovanın da planı olmalıdır. Önce mevcut durum haritalara işlenmelidir. Birinci ve ikinci sınıf tarım alanlarının etrafı kırmızı çizgilerle çizilmelidir. Buralara kesinlikle hiçbir şekilde yerleşim olmamalıdır.
Küçük yerleşim birimlerinde bile sanayi bölgeleri kurulmuştur. Bu sanayi bölgeleri dondurulmalıdır. Sanayi bölgeleri için de üçüncü ve dördüncü sınıf araziler bulunmalıdır.
Yeni çıkan yasalara göre bu planları korumak daha efektif hale geldi. Kaçak yapılaşmanın hapisle cezalandırılacağı, sadece kaçak yapıyı yapana değil, ona göz yumana da cezalar geldi. Daha iyi korunabilir.
Belki ulaşımdan bile öncelikli bir konudur, çünkü bu bizim geleceğimizi ilgilendiriyor.
25 binlik plan ihalesi konusunda da kamuoyunun kafasında soru işaretleri var. Tek kişinin katıldığı, astronomik bir fiyat verildiği, şeffaf olmadığı söyleniyor. Sadece o değil, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı başka ihaleler için de benzer iddialar var. Ne diyorsunuz?
Demokrasinin iki ana ilkesi var. Birincisi katılımcılık, öbürü şeffaflık. Başkanın uyguladığı yöntemi halka anlatması lazım. Eğer bu doğruysa onun doğruluğunu halka kanıtlaması lazım. Evet, önemli bir ihale, şartlar konulabilir ama bu şartlar mühendisliğe ilişkin şartlar olmalı.
Örneğin, Murat Kuter’in Bursa Hakimiyet’teki yazısında okudum. Şehir aydınlanması ihalesindeki firmaların ekipmanlara sahip olması isteniyor. Kimisi kiralık, kimisi kendi malı. Mesela kendi malı olması gereken üzerinde sepeti olan, belirli yüksekliğe kalkabilen bir araç. Oysa bu ekipmanlar her zaman kiralanabilir.
Nedir ihale dilinde bunun anlamı?
Uluslar arası standart şudur: Kaliteyi sağlayacaksın ama firma tarif etmeyeceksin. Kamu İhale Kurumu’nun bu tür ihaleleri incelemesi lazım.
BURSA’NIN TIKALI OLAN DAMARLARI
Bursa bir süredir ulaşım konusunda büyük sorunlar yaşıyor. Başkan Hikmet Şahin, Bursa şantiyeye döndü derken, halk çile çekiyor. Acemler kavşağının durumu malum. Orhaneli ve Merinos kavşağının yapımına itiraz edenler var. Sizin görüşleriniz neler?
Sayın Başkan iyi niyetle yapılması gerekenleri yapmaya başladı. Ama bir acelecilik, bir telaş görüyorum. Kendimi göstereyim duygusu yanlış. Ne fakülte kavşağına harcadığı paraya gerek vardı, ne Orhaneli kavşağına… Merinos kavşağı için de aynı şeyleri düşünüyorum.
Bizim 1999 yılında Dünya Bankası’na yaptırdığımız bir ulaşım master planı var. Hatırlarsanız, sizin, televizyondaki “Bursa’nın Nabzı” programında Erdoğan Bilenser bir dosya çıkarıp “işte benim projem” diye göstermişti. Ben o tartışmaların heyecanı sırasında elindeki dosyanın ne olduğunu anlamadım. Fakat bunun maliyeti nedir diye sorduğumda, söylediği rakamdan durumu fark ettim. Meğer, bizim danışmanımız istifa edip giderken, bu dosyayı cebine koymuş. Erdoğan Bey’in televizyonda gösterdiği bizim dosya yani.
Ancak Bilenser, başkan seçildikten sonra o dosyanın kapağını bile kaldırmadı. Benim ulaşım danışmanım İsmail Acar, daha sonra İzmir’e gidip rahmetli Piriştina’nın önce danışmanı, sonra genel sekreteri oldu. Benzeri bir çalışmayı İzmir’de yaptı. İzmir’in trafik sorunlarının çözümünde önemli adımlar atıldı.
O planın içindeki trafik akışına ilişkin öneriler neydi?
Acemler kavşağı tartışılmaz. Ancak, orada farklı bir öneri vardı. Acemler Kavşağından sonra havaalanı yolu duble yol haline getiriliyor, Yunuseli’nin içinden geçirilerek, Hamitler’e çıkıyor. Hamitler’den Filamet kavşağına, oradan da Ata bulvarına bağlanıyor. Böylece İzmir ve Mudanya’ya doğru giden bir başka ana arter kazanıyor Bursa…
O plandaki ikinci önemli husus Bursaray’ın Yıldırım’a ulaşması. İçimdeki acıdır o.
Bursaray’ı Yıldırım’a taşıyıp, şehir içi servisleri kaldırmak artık bir zorunluluk haline geldi. Çünkü Yıldırım’da oturup, sanayi bölgelerinde çalışan çok büyük bir potansiyel var. Onların ulaşımları Bursaray’la sağlanırsa, servislere de gerek kalmaz.
Ben bir yerde başkanla karşılaştım. Ona dedim ki, “Senden başka kimse kaldıramaz bunu. Radikal kararlar alarak, gözü kapalı işlere daldın, bir de buna dal.”
Bat-cık modeline nasıl bakıyorsunuz?
Bat-çık bir çözümdür ama kısmi bir çözümdür.
Deniliyor ki, şehir içinde köprülü kavşak olmaz?
İnsaf! İstanbul’da her sabah işime giderken, iki köprülü kavşaktan geçiyorum. Dünyanın her yerinde var bu…
Acemler köprülü kavşağında yanlış nerde?
Yanlış yok. Projeyi yapan firma 8 ayrı alternatif sundu, en uygunu buydu. Nitekim Karayolları Genel Müdürlüğü de projeyi onaylamıştı.
Tanıklığı aşmak için ne yapılabilir?
Projede bazı değişiklikler yapılıyor. Biraz kazılarak, kavşağın boyu üç metreyi geçmeyecek şekilde ayarlanacak, lupları da genişleyecek.
Ali Muhittin Dinçsoy’a bir mesajınız var mı?
Saygı duyduğum, Bursalıların da saygı duyması gereken bir insan. Ama burada biraz anlayış göstermesi lazım.
BELEDİYELERİN PERFORMANSI
Sayın Saker, mevcut belediye başkanlarının performansını nasıl buluyorsunuz?
Herkes heyecanla bir şeyler yapmaya çalışıyor ama Erdoğan Bey, döneminde başlayan eğilim aynen devam ediyor. Reklama çok büyük paralar sarf ediliyor. Bir açılış için 10 bin bayrak dağıtıldı. Ben buna yazık diyorum. Bunlar daha şimdiden gelecek seçimler için yatırım yapmaya başladılar. Eğer Erdoğan Bey seçime girip kazansaydı, diyecektim ki, hakikaten ben hata yapmışım, reklama para ayırmalıymışım. Ama Erdoğan Bey seçime dahi giremedi.
Hayatınızın bundan sonraki kısmında ne yapmayı düyünüyorsunuz?
Gündemimde siyaset yok. Benim yaşımdaki siyasetçilere önerim, “kenara çekilin, gençlere fikir babalığı yapın, tecrübelerinizi aktarın ama aktif siyaseti bırakın” ben böyle yapmaya niyetliyim.
SAKER’İN PİŞMANLIKLARI
Sözü bir ara teleferik olayına getirdik. Kent sorunları konusunda engin bilgi birikimiyle soruları yanıtlarken, döneminde teleferiğin özelleştirilmesi ihalesinin İbrahim Yazıcı’ya verilmesinin nedenini soruyoruz.
Bakın ne diyor :
“Sonradan benim haberim oldu. O bizim için bir falso. Fevkalade bir falso. Açık yüreklilikle söylüyorum.”
O sırada başka falsolarınız var mı diye soruyoruz?
Cevap yine açık :
“Kervansaray’ın altında, Havuzlupark’ın yanındaki otel. Oranın sahipleri Bursalı insanlar. Bu insanlar orada otel açmışlar ama turizm ruhsatı verilmemiş. Çünkü imar planında turistik yazılmamış. El değiştirdiğini de bilmiyorum. Bu insanlara ayıp edilmiş yani. İmar planını değiştirelim dedik. Evvela oyarı turizm bölgesi yaptık. Ondan sonra plan değişikliği talebi geldi. Mevcut binalara ne veriliyorsa, ondan bir kat fazla verelim… O sırada proje yapılmış, bir gökdelen. Projeyi yapan da Tabiat Varlıklarında çalışan üye; aynı zamanda Üniversitenin mimarlık bölüm başkanı. Ben hemen Ayhan Kızıl’a telefon ettim, “Bu işi nasıl yapar dedim?” Ayhan bunu çağırdı, o da bıraktı gitti. O proje kesinlikle yapılamaz. Orada tarihi kaplıca, tarihi kervansaray var. Bu kez Mehmet Gedik girdi devreye… Başımıza nasıl kıyametler, en sonunda Gedik beni zorladı. Biz de alanın tamamına inşaat izni verdik. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra Mehmet Gedik’in o kişilerle ilişkisi olduğu bilgisi geldi bana çok üzüldüm.
Efendim bu söyleşi için teşekkür ederiz.