Hasip Sönmezalp (1917-2002)

 

Bursa'nın Simgeleşmiş İsimleri

 

 

 

 

 

       Tornacıların Hasip ustası , Bursa’ nın “ altın çekiçli “ mucidi...

     Merinos Fabrikası’nın inşaatı sırasında tornacılık yapmış olan Hasip Sönmezalp, tornacılığın yanı sıra teleskop yapımı, fotoğraf makinası tamirciliği ile uğraşmış ve çeşitli aletler de tasarlamıştır.

             

    Türkiye’de bildiğimiz kadarıyla ilk kez bir teleskop yapan kişi Bursalı köklü bir ailenin ferdi olan Hasip Sönmezalp’tir. Daha önce devletin veya kişilerin aldığı teleskoplar olduysa da ülke sınırları içinde bir teleskobun üretimini Hasip Sönmezalp gerçekleştirmiştir.

    Sönmezalp 1937’de Merinos Fabrikası’nın inşaatı sırasında tornacı olarak girdi. Fabrikanın 1938 yılındaki açılışı sırasında Atatürk’e fabrikanın altın anahtarını veren kişi olduğu söylenmektedir. (Hatayi düzeltmem gerek, anahtarı yapan babam, ama işçi cocugun böyle önemli bir anahtarı yapmasını uygun bulmayan yönetim, ustabasinin verdiğini yazar)Burada dikkatli ve duyarlı çalışmalarıyla büyük takdir topladı. Özellikle ince işçiliğe gereksinim duyulan onarım ve yapımlar konusunda seçkinleşti.

    Çocuk yaşından itibaren gökyüzüne ve yıldızlara büyük ilgi duydu. Ankara Radyosunda uzayla ilgili programlar sunan Salih Murat Uzdulek'i dinledikçe bu ilgisi gelişti.

    Daha sonra Zuhal gezegeninin (Satürn) halkalarını yakından görebilmek ve gökyüzünü daha yakından izleyebilmek amacıyla, teleskop edinme ihtiyacı hissederek bir teleskop yapmak istedi. Bu konuda yardım almak için başvurduğu İstanbul Üniversitesi'nin astronomi kürsüsü, eğitiminin yeterli olmaması nedeniyle istemini geri çevirdi.

         

    ABD'de yayımlanan dergilerden birinde gördüğü seksen kez büyütme gücü olan 45 milimetrelik bir objektifi, bir arkadaşı aracılığıyla getirtti. Bunu 130 santimetrelik bir boruya monte ederek ilk gök dürbününü yaptı. Ancak bu dürbün yeterli değildi. Bunun üzerine bir gemi lumboz camını zımpara tozu ve büyük bir sabırla ovalayarak, 17 santimetre çapında ve 225 fokus uzaklığında bir mercek yapmayı başardı. Böylece el emeği ile gerçekleştirdiği güçlü teleskopunu çattı. Bu yapımıyla ilgili bilgileri bilimsel bir dergiye gönderdi. Uygun bulunması üzerine, 18 santimetre çapında ve 60 kez büyütmeli daha güçlü bir teleskopun planlarını çizdi, yapımını tamamladı.

    Hasip bey ilk teleskopunu 1957 yılında yapmış ve onunla 2-3 ay süreyle Bursa Kültürpark’ ta meraklılara gökyüzünü izlettirmiştir.

    Yaptığı bu teleskop sayesinde 1959 yılında ABD'de Mechanix Illustrated dergisinin 'Altın Cekiç' (Golden Hammer) isimli ödülünü ve Sky and Telescope dergisine hayat boyu abonelik kazanmış, o yıl öteki altın çekiçlerden biri uçak, ikincisi otomobil ve üçüncüsü de gelişmiş bir yelkenlinin yapımcılarına verildi. Ödüller, 1960 ve 1961 yıllarında gönderildi. Daha soma mercek eklemek suretiyle, bu teleskopu 200 kez büyütme sağlayabilecek kadar geliştirdi.

    Başarılı çalışmaları sonucunda Türk Astronomi Derneği ile Uluslararası Ay Cemiyeti'ne üye kabul edilen Sönmezalp’ın büyük ilgi uyandıran yapımlarından biri de, "zamanı, günleri, gecelerin uzayıp kısalmasını, saat farklarını otomatik olarak gösteren küre biçiminde çok özellikli saat" idi.

 

                Hasip Sönmezalp ile 2002'de Yapılan Söyleşi

     Hasip Amcanın kulakları, yılların verdiği yorgunluk ve aşırı çalışma nedeniyle ağırlaşmıştı. Kendisiyle yüksek sesle konuşarak anlaşabiliyorduk. Bursa’ da Hakimiyet ve İstanbul Milliyet gazetelerinde ( 1959 – 1960 yıllarında ) çalışmaları ile ilgili yazılar çıkmış. 40 yıldır özenle sakladığı bu gazete küpürlerini, Amerika’ dan aldığı başarı belgesini ve altın çekiçleri, yaptığı aletlerin fotoğraflarını ve bazı aletleri önümüze koydu. Kendi ifadesine göre Hasip amca, Bursa Yıldırım ilkokulundan sonra orta okula gitti, daha sonra da sanat okulunun gece kurslarına katıldı. Hayata, tornacı çırağı olarak atıldı. 1937 yılında Bursa Merinos Fabrikasına tornacı olarak girdi. Hasip Sönmezalp gökyüzü merakını şöyle anlattı:

    Çocukluğumdan beri yıldızlar alemine karşı içimde bir merak vardı. Gökyüzü beni çok ilgilendiriyordu.Geceleri gökyüzünde parıldayan, kimisi göz kırpar gibi oynaşan, kimisi de kayıp giden milyarlarca yıldız, Ay ve Güneş beni her zaman meşgul eden şeylerdi. Salih Murat Uzdilek’ in , Ankara radyosundaki uzay ile ilgili konuşmalarını zevkle ve heyecanla dinliyordum. Bir konuşmasında güneşten binlerce defa büyük yıldızların , ışıkların birbirine kayması ile bir bulut gibi göründüğünü söyledi. Bu ara içimde Zuhal'i , halkalı gezegeni görmek hevesi uyandı. Fakat buna imkan yoktu. Bir teleskop yapmak fikri bu hevesten doğdu.

    İstanbul Üniversitesi astronomi kürsüsüne müracaat ettim. Konu ile ilgili bilgi istedim. Benim böyle bir şey yapamayacağımı bildirdiler. Her halde tahsilimi yetersiz gördüler. Ama kafama teleskop yapma fikrini koymuştum. Amerikan dergilerinde gördüğüm bir reklam üzerine, bir arkadaş vasıtasıyla 80 defa büyüten 45 mm bir objektif camı getirttim. 130 cm.lik bir boru içine yerleştirerek gök dürbünü yaptım. Fakat bu küçüktü, ben daha büyük bir teleskop yapmak istiyordum. Eski gemilerin lumboz camlarından faydalanmaya karar verdim. Bir lumboz camı buldum. Camı yontmada kullanılan ( karbüründüm denilen ) zımpara tozunu bulmak o zaman çok zordu ama buldum. Bu lumboz camını 6 ay ovarak, uğraşarak 17 cm. çapında, 225 cm. odak uzaklığı olan ayna yaptım. O zaman 1957 de saç karaborsaydı. Güçlükle bulabildim. Demir saçla yaptığım boruya, kendi imalatım olan aynayı plana uygun şekilde monte ederek teleskopu yaptım.

Hasip Amca ‘Altın Çekiç ‘ ödülünü nasıl kazandığını şöyle anlatmıştı:

Mechanix İllustrated mecmuasının eski bir sayısı elime geçti. Mecmuayı karıştırırken, aynalı teleskop yapan sanatçılara altın çekiç verileceğini okudum. Bunun üzerine uzun çalışmalar sonunda hazırladığım planları mecmuaya gönderdim. Bir müddet sonra ‘uygundur’ cevabı geldi. Bundan sonra yoğun bir çalışma devresi başladı. Yaptığım çalışmaları ihtiva eden dosyayı, elde ettiğim neticeleri, ölçüleri ve teleskopun fotoğrafını birlikte dergiye gönderdim. Kısa bir süre sonra Amerikan mecmuasından bir tebrik mektubu aldım. Ardından da altın çekiçler geldi. Gümrükten bunları alıncaya kadar bir hayli uğraştım. Çekiçleri 1960 -1961 yıllarında teslim aldım. Yaptığım aynalı teleskopun boyu 2 metreden fazla, kutru ise 18 cm. ve cisimleri 60 defa büyütmekte idi. O zamanki Kandilli Rasathanesi’ nin teleskopundan sonra bu teleskop, Türkiye’ nin ikinci aynalın teleskopu oldu. Bu teleskopu mercek ilavesi ile 200 defa büyütecek hale getirmek mümkündü.

    Mechanix İllustrated dergisi 1959 yılında Dünya’ nın muhtelif yerlerinde dört kişiye altın çekiç vermiş. Hasip Amca ile birlikte bu ödülü kazananlardan biri uçak, diğeri otomobil ve bir diğeri de gelişmiş bir yelkenli yapmış.

    İngiltere de bulunan Uluslararası Ay Cemiyeti ve Türk Astronomi Derneği (Hasip Amca da bu derneğe üye kabul edilmiş ), bu teleskoptan ne şekilde yararlanacağını söylemiş. Hasip amcanın aynalı teleskopu ile, ayın Plato kraterini, Laplaş burnunu ve ayın karanlık yüzünün incelenebileceği kendisine bildirilmiş.

    Hasip Amcanın çalışmaları teleskop yapmakla sınırlı kalmamış, çok özellikleri olan bir de saat yapmış. Bu icadını bize gösterirken özelliklerini de şöyle anlatmıştı:

    Küre şeklindeki bu saatin 18 ayrı özelliği var. Dünya da eşi yok. İncelettiğim bilim adamları saati çok beğendiler. Bu küre, zamanı, günleri, gecelerin uzayıp kısalmasını, saat farkını, otomatik ve ışıklı olarak gösterebiliyor.

Hasip amca aynı zamanda iyi bir fotoğraf makinası tamircisiydi. Bursa’da fotoğraf makinalarının tamirini yapan ilk ustayım. Bursa’nın bir çok tanınmış fotoğrafçı esnafının (isim de vererek ) makinalarını ben tamir ettim, diye anlatmıştı. 

    Hasip Amca Merinos’dan emekli olunca teleskopla Bursa Kültür Parkında meraklılara gökyüzünü seyrettirmiş. Unutamadığı bir hatırasını şöyle anlattı:

    Vatandaşın biri mehtaplı bir gecede teleskoptan Uludağ üzerinde yükselen Ay ile birlikte, çam ağaçlarını da gördü. Biraz sonra karşılaştığı arkadaşına, Ay'da çam ağaçları var, der. Ve teleskopu tavsiye eder. Arkadaşı teleskopla Ay’a baktı fakat Ay yükseldiğinden çamları göremedi. Bana dönerek, Ay’da çamları göremiyorum, dedi. Arkadaşına da, hani Ay’ da çamlar vardı, diye sitem etti. Ruslar uzaya ilk araçlarını (Soyuz) gönderdiklerinde (1957), yaptığım teleskop ile meraklılarına izlettim.

    Rahmetli ileri yaşına rağmen okumayı çok severdi. En son bir ay önce gördüğümde de Kitapçılar Çarşısından aldığı kitap elinde olduğu halde otobüs durağında vasıta beklemekteydi. (Tekrar hatırlatalım yaşı 85 idi ) Geçen sene de 84 yaşında olmasına rağmen bir bilgisayarla dijital fotoğraf makinası satın alıp çeşitli çalışmalar yapıyordu. Ayrıca merkezi Kanada’da bulunan Uzay Araştırmaları Merkezi’nin onu fahri üyeliğe kabul ettiğini, kendisine bilimsel dergiler gönderdiklerini de yakın arkadaşlarından duyduk. O ömrünün sonuna kadar hep bilim ve teknikle birlikte oldu. Merhum Hasip amcanın kızı Ümran hanımla cenaze sonrası günlerde görüştük. Kendisinden şu ilave bilgileri aldık: 1960'lı yıllarda, Ege Üniversitesi Astronomi Kürsüsü’ nün çıkarmış olduğu Fen dergisi babamla röportaj yapmıştı. İki öğretim üyesi evimizde misafir kaldı ve babamın çalışmaları hakkında bilgi aldılar. (Gelenler sayın Abdullah Kızılırmak ve Sezai Hazer Ege üniversitesi astronomi bölümü öğretim üyeleri). Hatta birkaç defa babamı İzmir’e götürdüler. Rasathanede teknik eleman olarak çalışmasını istediler. Ancak nasip olmadı. Ayrıca babamın Muğla rasathanesinin kurulmasında da katkıları oldu.

    Hasip amcanın Kadızede-i Rumi soyundan geldiği iddiasında hakikat payı olsa gerektir. Ayrıca tophanede vakıfevimiz olduğu en büyük dedemizin Elif Han ya da Elvan Bey isimli Osman Gazi'nin Pınarbaşı surlarına çektiği bayrağın bayraktarı olduğudur. Çünkü yaptığımız küçücük bir araştırmada aileden başka maharetli ve bilgin insanların da yetiştiğini gösterdi. İşte kardeşi ve dedesi ile ilgili öğrendiklerimiz: Rahmetlinin kardeşi merhum İsmail Sönmezalp de, hat, vitray, ahşap ve taş ustası idi. Ulucami’nin 1950’li yıllardaki restorasyonu esnasında yeniden inşa edilen kuzey kapısı onun eseridir. Buradaki taş işçiliği onun bu sanattaki yerini göstermeye kafidir. Ayrıca Ulucami içinde hat örneği vardır. Bu konuda litaretüre geçmiştir. Hasip Amcanın dedesi Hasip Şeyh Ahmet (1833–1893) yazdığı "Su Kasidesi" nde Bursa’nın kırk kadar su kaynağını saymış, her birinin özelliklerinden ve güzelliklerinden bahsetmiş, bazılarının yararlarını belirtmiştir. Baba dedem yeşil mahallesinin kurucu Mehmet Efendi lakaplı ilk muhtarıdır. Eşi Behiye Hanım nakşibendi tarikatından, eli öpülen, Bursa eşrafından bir hanımefendidir. 10 Ocak 2002'de ölen Hasip Sönmezalp'ın kabri Emirsultan Mezarlığı'nda bulunmaktadır.

Kızı Ümran Sönmezalp’in  Facebook paylaşımından kısaltarak alınmıştır( 10.1.2026)