|
Tornacıların
Hasip ustası , Bursa’ nın “ altın çekiçli “ mucidi...
Merinos Fabrikası’nın
inşaatı sırasında tornacılık yapmış olan Hasip Sönmezalp, tornacılığın yanı
sıra teleskop yapımı, fotoğraf makinası tamirciliği ile uğraşmış ve çeşitli
aletler de tasarlamıştır.

Türkiye’de bildiğimiz kadarıyla
ilk kez bir teleskop yapan kişi Bursalı köklü bir ailenin ferdi olan Hasip
Sönmezalp’tir. Daha önce devletin veya kişilerin aldığı teleskoplar olduysa
da ülke sınırları içinde bir teleskobun üretimini Hasip Sönmezalp
gerçekleştirmiştir.
Sönmezalp 1937’de Merinos
Fabrikası’nın inşaatı sırasında tornacı olarak girdi. Fabrikanın 1938
yılındaki açılışı sırasında Atatürk’e fabrikanın altın anahtarını veren kişi
olduğu söylenmektedir. (Hatayi düzeltmem gerek, anahtarı yapan babam, ama
işçi cocugun böyle önemli bir anahtarı yapmasını uygun bulmayan yönetim,
ustabasinin verdiğini yazar)Burada dikkatli ve duyarlı çalışmalarıyla büyük
takdir topladı. Özellikle ince işçiliğe gereksinim duyulan onarım ve
yapımlar konusunda seçkinleşti.
Çocuk yaşından itibaren gökyüzüne
ve yıldızlara büyük ilgi duydu. Ankara Radyosunda uzayla ilgili programlar
sunan Salih Murat Uzdulek'i dinledikçe bu ilgisi gelişti.
Daha sonra Zuhal gezegeninin
(Satürn) halkalarını yakından görebilmek ve gökyüzünü daha yakından
izleyebilmek amacıyla, teleskop edinme ihtiyacı hissederek bir teleskop
yapmak istedi. Bu konuda yardım almak için başvurduğu İstanbul
Üniversitesi'nin astronomi kürsüsü, eğitiminin yeterli olmaması nedeniyle
istemini geri çevirdi.

ABD'de yayımlanan dergilerden
birinde gördüğü seksen kez büyütme gücü olan 45 milimetrelik bir objektifi,
bir arkadaşı aracılığıyla getirtti. Bunu 130 santimetrelik bir boruya monte
ederek ilk gök dürbününü yaptı. Ancak bu dürbün yeterli değildi. Bunun
üzerine bir gemi lumboz camını zımpara tozu ve büyük bir sabırla ovalayarak,
17 santimetre çapında ve 225 fokus uzaklığında bir mercek yapmayı başardı.
Böylece el emeği ile gerçekleştirdiği güçlü teleskopunu çattı. Bu yapımıyla
ilgili bilgileri bilimsel bir dergiye gönderdi. Uygun bulunması üzerine, 18
santimetre çapında ve 60 kez büyütmeli daha güçlü bir teleskopun planlarını
çizdi, yapımını tamamladı.
Hasip bey ilk teleskopunu 1957
yılında yapmış ve onunla 2-3 ay süreyle Bursa Kültürpark’ ta meraklılara
gökyüzünü izlettirmiştir.
Yaptığı bu teleskop sayesinde
1959 yılında ABD'de Mechanix Illustrated dergisinin 'Altın Cekiç' (Golden
Hammer) isimli ödülünü ve Sky and Telescope dergisine hayat boyu abonelik
kazanmış, o yıl öteki altın çekiçlerden biri uçak, ikincisi otomobil ve
üçüncüsü de gelişmiş bir yelkenlinin yapımcılarına verildi. Ödüller, 1960 ve
1961 yıllarında gönderildi. Daha soma mercek eklemek suretiyle, bu teleskopu
200 kez büyütme sağlayabilecek kadar geliştirdi.
Başarılı çalışmaları sonucunda
Türk Astronomi Derneği ile Uluslararası Ay Cemiyeti'ne üye kabul edilen
Sönmezalp’ın büyük ilgi uyandıran yapımlarından biri de, "zamanı, günleri,
gecelerin uzayıp kısalmasını, saat farklarını otomatik olarak gösteren küre
biçiminde çok özellikli saat" idi.
Hasip Sönmezalp ile 2002'de Yapılan Söyleşi
Hasip Amcanın kulakları,
yılların verdiği yorgunluk ve aşırı çalışma nedeniyle ağırlaşmıştı.
Kendisiyle yüksek sesle konuşarak anlaşabiliyorduk. Bursa’ da Hakimiyet ve
İstanbul Milliyet gazetelerinde ( 1959 – 1960 yıllarında ) çalışmaları ile
ilgili yazılar çıkmış. 40 yıldır özenle sakladığı bu gazete küpürlerini,
Amerika’ dan aldığı başarı belgesini ve altın çekiçleri, yaptığı aletlerin
fotoğraflarını ve bazı aletleri önümüze koydu. Kendi ifadesine göre Hasip
amca, Bursa Yıldırım ilkokulundan sonra orta okula gitti, daha sonra da
sanat okulunun gece kurslarına katıldı. Hayata, tornacı çırağı olarak
atıldı. 1937 yılında Bursa Merinos Fabrikasına tornacı olarak girdi.
Hasip Sönmezalp gökyüzü merakını şöyle anlattı:
Çocukluğumdan beri yıldızlar
alemine karşı içimde bir merak vardı. Gökyüzü beni çok
ilgilendiriyordu.Geceleri gökyüzünde parıldayan, kimisi göz kırpar gibi
oynaşan, kimisi de kayıp giden milyarlarca yıldız, Ay ve Güneş beni her
zaman meşgul eden şeylerdi. Salih Murat Uzdilek’ in , Ankara radyosundaki
uzay ile ilgili konuşmalarını zevkle ve heyecanla dinliyordum. Bir
konuşmasında güneşten binlerce defa büyük yıldızların , ışıkların birbirine
kayması ile bir bulut gibi göründüğünü söyledi. Bu ara içimde Zuhal'i ,
halkalı gezegeni görmek hevesi uyandı. Fakat buna imkan yoktu. Bir teleskop
yapmak fikri bu hevesten doğdu.
İstanbul Üniversitesi astronomi
kürsüsüne müracaat ettim. Konu ile ilgili bilgi istedim. Benim böyle bir şey
yapamayacağımı bildirdiler. Her halde tahsilimi yetersiz gördüler. Ama
kafama teleskop yapma fikrini koymuştum. Amerikan dergilerinde gördüğüm bir
reklam üzerine, bir arkadaş vasıtasıyla 80 defa büyüten 45 mm bir objektif
camı getirttim. 130 cm.lik bir boru içine yerleştirerek gök dürbünü yaptım.
Fakat bu küçüktü, ben daha büyük bir teleskop yapmak istiyordum. Eski
gemilerin lumboz camlarından faydalanmaya karar verdim. Bir lumboz camı
buldum. Camı yontmada kullanılan ( karbüründüm denilen ) zımpara tozunu
bulmak o zaman çok zordu ama buldum. Bu lumboz camını 6 ay ovarak, uğraşarak
17 cm. çapında, 225 cm. odak uzaklığı olan ayna yaptım. O zaman 1957 de saç
karaborsaydı. Güçlükle bulabildim. Demir saçla yaptığım boruya, kendi
imalatım olan aynayı plana uygun şekilde monte ederek teleskopu yaptım.
Hasip Amca ‘Altın Çekiç ‘ ödülünü nasıl kazandığını
şöyle anlatmıştı:
Mechanix İllustrated mecmuasının eski bir sayısı
elime geçti. Mecmuayı karıştırırken, aynalı teleskop yapan sanatçılara altın
çekiç verileceğini okudum. Bunun üzerine uzun çalışmalar sonunda
hazırladığım planları mecmuaya gönderdim. Bir müddet sonra ‘uygundur’ cevabı
geldi. Bundan sonra yoğun bir çalışma devresi başladı. Yaptığım çalışmaları
ihtiva eden dosyayı, elde ettiğim neticeleri, ölçüleri ve teleskopun
fotoğrafını birlikte dergiye gönderdim. Kısa bir süre sonra Amerikan
mecmuasından bir tebrik mektubu aldım. Ardından da altın çekiçler geldi.
Gümrükten bunları alıncaya kadar bir hayli uğraştım. Çekiçleri 1960 -1961
yıllarında teslim aldım. Yaptığım aynalı teleskopun boyu 2 metreden fazla,
kutru ise 18 cm. ve cisimleri 60 defa büyütmekte idi. O zamanki Kandilli
Rasathanesi’ nin teleskopundan sonra bu teleskop, Türkiye’ nin ikinci
aynalın teleskopu oldu. Bu teleskopu mercek ilavesi ile 200 defa büyütecek
hale getirmek mümkündü.
Mechanix İllustrated dergisi 1959
yılında Dünya’ nın muhtelif yerlerinde dört kişiye altın çekiç vermiş. Hasip
Amca ile birlikte bu ödülü kazananlardan biri uçak, diğeri otomobil ve bir
diğeri de gelişmiş bir yelkenli yapmış.
İngiltere de bulunan Uluslararası
Ay Cemiyeti ve Türk Astronomi Derneği (Hasip Amca da bu derneğe üye kabul
edilmiş ), bu teleskoptan ne şekilde yararlanacağını söylemiş. Hasip amcanın
aynalı teleskopu ile, ayın Plato kraterini, Laplaş burnunu ve ayın karanlık
yüzünün incelenebileceği kendisine bildirilmiş.
Hasip Amcanın çalışmaları
teleskop yapmakla sınırlı kalmamış, çok özellikleri olan bir de saat yapmış.
Bu icadını bize gösterirken özelliklerini de şöyle anlatmıştı:
Küre şeklindeki bu saatin 18 ayrı
özelliği var. Dünya da eşi yok. İncelettiğim bilim adamları saati çok
beğendiler. Bu küre, zamanı, günleri, gecelerin uzayıp kısalmasını, saat
farkını, otomatik ve ışıklı olarak gösterebiliyor.
Hasip amca aynı zamanda iyi bir fotoğraf makinası
tamircisiydi.
Bursa’da fotoğraf makinalarının tamirini yapan ilk ustayım. Bursa’nın bir
çok tanınmış fotoğrafçı esnafının (isim de vererek ) makinalarını ben tamir
ettim, diye anlatmıştı.
Hasip Amca Merinos’dan emekli
olunca teleskopla Bursa Kültür Parkında meraklılara gökyüzünü seyrettirmiş.
Unutamadığı bir hatırasını şöyle anlattı:
Vatandaşın biri mehtaplı bir
gecede teleskoptan Uludağ üzerinde yükselen Ay ile birlikte, çam ağaçlarını
da gördü. Biraz sonra karşılaştığı arkadaşına, Ay'da çam ağaçları var, der.
Ve teleskopu tavsiye eder. Arkadaşı teleskopla Ay’a baktı fakat Ay
yükseldiğinden çamları göremedi. Bana dönerek, Ay’da çamları göremiyorum,
dedi. Arkadaşına da, hani Ay’ da çamlar vardı, diye sitem etti.
Ruslar uzaya ilk araçlarını (Soyuz) gönderdiklerinde (1957), yaptığım
teleskop ile meraklılarına izlettim.
Rahmetli ileri yaşına rağmen
okumayı çok severdi. En son bir ay önce gördüğümde de Kitapçılar Çarşısından
aldığı kitap elinde olduğu halde otobüs durağında vasıta beklemekteydi.
(Tekrar hatırlatalım yaşı 85 idi ) Geçen sene de 84 yaşında olmasına rağmen
bir bilgisayarla dijital fotoğraf makinası satın alıp çeşitli çalışmalar
yapıyordu. Ayrıca merkezi Kanada’da bulunan Uzay Araştırmaları Merkezi’nin
onu fahri üyeliğe kabul ettiğini, kendisine bilimsel dergiler
gönderdiklerini de yakın arkadaşlarından duyduk. O ömrünün sonuna kadar hep
bilim ve teknikle birlikte oldu.
Merhum Hasip amcanın kızı Ümran hanımla cenaze sonrası günlerde görüştük.
Kendisinden şu ilave bilgileri aldık:
1960'lı yıllarda, Ege Üniversitesi Astronomi Kürsüsü’ nün çıkarmış olduğu
Fen dergisi babamla röportaj yapmıştı. İki öğretim üyesi evimizde misafir
kaldı ve babamın çalışmaları hakkında bilgi aldılar. (Gelenler sayın
Abdullah Kızılırmak ve Sezai Hazer Ege üniversitesi astronomi bölümü öğretim
üyeleri). Hatta birkaç defa babamı İzmir’e götürdüler. Rasathanede teknik
eleman olarak çalışmasını istediler. Ancak nasip olmadı. Ayrıca babamın
Muğla rasathanesinin kurulmasında da katkıları oldu.
Hasip
amcanın Kadızede-i Rumi soyundan geldiği iddiasında hakikat payı olsa
gerektir. Ayrıca tophanede vakıfevimiz olduğu en büyük dedemizin Elif Han ya
da Elvan Bey isimli Osman Gazi'nin Pınarbaşı surlarına çektiği bayrağın
bayraktarı olduğudur. Çünkü yaptığımız küçücük bir araştırmada aileden başka
maharetli ve bilgin insanların da yetiştiğini gösterdi. İşte kardeşi ve
dedesi ile ilgili öğrendiklerimiz: Rahmetlinin kardeşi merhum İsmail
Sönmezalp de, hat, vitray, ahşap ve taş ustası idi. Ulucami’nin 1950’li
yıllardaki restorasyonu esnasında yeniden inşa edilen kuzey kapısı onun
eseridir. Buradaki taş işçiliği onun bu sanattaki yerini göstermeye kafidir.
Ayrıca Ulucami içinde hat örneği vardır. Bu konuda litaretüre geçmiştir.
Hasip Amcanın dedesi Hasip Şeyh Ahmet (1833–1893) yazdığı "Su Kasidesi" nde
Bursa’nın kırk kadar su kaynağını saymış, her birinin özelliklerinden ve
güzelliklerinden bahsetmiş, bazılarının yararlarını belirtmiştir. Baba dedem
yeşil mahallesinin kurucu Mehmet Efendi lakaplı ilk muhtarıdır. Eşi Behiye
Hanım nakşibendi tarikatından,
eli öpülen, Bursa eşrafından bir
hanımefendidir. 10 Ocak 2002'de ölen Hasip Sönmezalp'ın kabri Emirsultan
Mezarlığı'nda bulunmaktadır.
Kızı Ümran Sönmezalp’in
Facebook paylaşımından kısaltarak
alınmıştır( 10.1.2026)
|