BURSA DÂÜSSILASI


Bursa'nın Tarihi

Cumhuriyet Döneminde Bursa'nın Tarihi

Mehmet Akif Ersoy Bülbül Şiirini Nasıl Yazdı?


          

                                                                                    Beşir AYVAZOĞLU

    İsmail Hami Danişmend, 1940 yılında yayımlanan “Bursalıların Bursacılığı” başlıklı yazısında, bir gün Paris’te, Lüxembourg bahçesinde dolaşırken karşılaştığı Türkçe konuşan yaşlı bir kadınla genç bir kızdan söz eder. Kız, sürekli “Bursa! Bursa!” diye inlemekte, yaşlı kadınsa onu çaresizlik içinde teselli etmeye çalışmaktadır. Bunun sebebini öğrenmek için yaşlı kadınla konuşan İsmail Hami, “Bursa’dan çıkalı bir sene olan Bursalı kız, doktorların nostalgie (dâüssıla) dedikleri hastalığa uğramış. Hastalığın seyri ilerledikçe, hastanın gözünde Bursa şehirlikten çıkıp şahıslığa geçmiş; hayalinde Bursa isminde dağ gibi bir delikanlı peyda olmuş ve işte bu muhteşem gencin hasretiyle yanan kız, hiç durmadan, ‘Bursa, Bursa, Bursa!’ diye sevgilisini sayıklayıp duruyormuş.”
    İsmail Hami, Avrupa’da nostaljiye en çok İsviçrelilerin tutulduğunu, bunun tabiat güzelliğiyle, özellikle dağların güzellik ve ihtişamıyla izah edilebileceğini belirttikten sonra, “Paris’te” diyor, “Bursa’yı dağ gibi bir delikanlı şeklinde şahıslandıran hasta kız, eminim ki, o muhayyel gencin ihtişamını Uludağ’ın azametinden almıştır.”
    Bana sorarsanız, bu sevdayı sırf tabiat güzelliğine bağlamak doğru değildir. Bursa derken bütün Bursa sevdalıları -farkında olsun veya olmasınlar- aslında benzersiz bir terkipten söz ederler. Elbette bu terkipte yeşilin de küçümsenemeyecek bir payı vardır; ama eminim, Paris’te nostaljiye tutulan Bursalı genç kızın hasta muhayyilesindeki Uludağ yapılı delikanlının gözlerinde Hüdavendigâr’ın gözlerindeki ateşli bakışlar vardı ve Yunus’lardan, Emir Sultan’lardan kalma sevgi kalbinde demlenip damarlarında dolaşıyordu. Bursa’nın havasına ve suyuna da sirayet eden bu kimya, yolu buraya bir kere düşenleri bile iflâh olmaz âşıklar hâline getirir. Bursa’da bir süre yaşayıp da onu ateşli bir aşık gibi özlemeyen var mıdır?
Bursa, Osmanlı’nın bir uzviyet, yani devlet ve medeniyet olarak teşekkül ettiği ana rahmidir. Bir psikanaliz mümkün olsaydı, Osmanlılığın şuuraltında bu sıcak ve emniyetli ortama dönüş arzusunun yattığı görülebilirdi. Fâtih’e gelinceye kadar bütün padişahların ve Kanunî devrine kadar neredeyse katledilen bütün şehzadelerin Bursa’da toprağa verilmesi bu bakımdan anlamlıdır.
    Sonraki asırlarda, atalarını bağrında taşıdığı padişahların ilgisinden mahrum kalan Bursa, aşağı yukarı Osmanlı devrinin sonuna kadar önemli siyasî sürgünlerin gönderildiği şehirlerden biri olarak kullanıldı. Bütün Bursa sürgünlerinin bir süre sonra sözünü ettiğim benzersiz terkibin bir parçası haline geldikleri söylenebilir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir ’de coşkun bir dille anlattığı Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi’yi, Bursa sürgünlüğünü bir zevk haline getiren ve Bursa’nın şiirini keşfeden sürgünlerin prototipi olarak görmek mümkündür. Süleyman Nazif de Bursa’da mektupçuluk göreviyle uzun yıllar sürgün hayatı yaşamıştır. İsmail Hami’nin ifadesiyle Uludağ’a karşı adeta “bediî bir iman” besleyen “Dâüssıla” şairi, Bursa’nın işgal edildiğini Malta esareti sırasında öğrenmişti. Küçük bir kitabına ismini veren “Çal Çoban, Çal!” başlıklı yazısında Venizelos’un oğlunu Osman Gazi’nin kabri başında muzaffer bir kumandan edasıyla gösteren fotoğrafı gazetelerde görünce yaşadığı o büyük acıyı anlatır.
   

            Sofokles Venizelos Osman Gazi'nin türbesinde


    Osmanlı seçkinleri, Bursa’nın Türk tarihi ve kültürü için ifade ettiği mânâyı ne yazık ki büyük felâketlerin ardından fark etmişlerdir. 1855, dört ay arayla yaşanan iki büyük deprem ve yangınla, ictimaî şuuraltındaki Bursa sevgisinin şuura nakledildiği önemli bir tarihtir . Bu şuuru en iyi, o tarihte henüz “efendi” olan Keçecizâde Fuat Paşa’nın meşhur sözü özetler: “Osmanlı tarihinin dibâcesi zâyi oldu!” Her zaman şuracıkta, hemen ulaşılabilecek bir yerde duran Bursa apansız yok oluverince, gerek hânedan, gerekse Osmanlı aydınları kaybettikleri değerin büyüklüğünün farkına vararak çok telâşlanmışlardı. Ancak bu felâketlerin ardından başlatılan imar hareketi, Bursa’nın belki de asıl felâketi olacak, Tanzimat ruhu, Bursa’yı Bursa yapan ledünnî çehreyi ve kuruluş devri esprisini yok edecektir.
    Yeri gelmişken, Meşrutiyet devri Türkçülüğünün, Bursa’ya duyulan entelektüel ilginin daha da artmasına yol açtığını, Bursa’nın âdeta Türklüğün ve Türk kültürünün sembolü olarak görülmeye başlandığını da hatırlatmalıyım. Öyle ki, bu asrın başlarında Bursa’ya gidip, kuruluş yıllarının hâtıraları olan âbideleri ziyaret etmek ve bunlar hakkında yazmak bir çeşit moda haline gelmişti. Balkan Harbi’nden sonra boşalan Rumeli’nin aktığı şehirlerin başında Bursa’nın gelmesi de üzerinde durulması gereken başka bir gerçektir. Hızla bir göçmen şehrine dönüşen (bu da bir başka felâket) “taht-ı kadîm”, bağrından çıkanları şimdi kendisine çekiyordu.
    Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgali, bu şehri Türk kültürünün sembolü olarak gören aydınlar üzerinde şok tesiri yaratmıştır. Hamdullah Suphi, Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı heyecanlı bir konuşmada, Bursa’yı savaşmadan terk eden kumandanların niçin divan-ı harbe verilmediğini sorarak Mustafa Kemal’le tartışmış, Mehmed Âkif ise en etkileyici şiirlerinden Bülbül’ü yazmıştı.
Bursa’nın işgali ülkenin üzerine nasıl kapkara bir matem bulutu gibi çökmüşse, kurtuluşu da öylesine bir bayram sevincine yol açmıştı. Yeni Mecmua’nın Bursa fevkalâde nüshası (Mayıs 1923), bu sevincin o günkü şartlarda anlamlı bir ifadesidir. Bu özel sayıda, nedense Yahya Kemal imzasına rastlanmaz; ancak onun İstanbul’u okuyuş ve yorumlayış biçimi, yani “Türk İstanbul” fikri Bursa için model teşkil etmiş ve “Türk Bursa” anlayışı doğmuştur. Tanpınar, Bursa’yı, Yahya Kemal’in metodunu kullanarak âdeta yeniden kurar ve bütün büyük yazarlar gibi, güçlü duyuşu ve üslûbuyla okuyucularına kendi penceresinden bakmaya zorlar.

                          http://bursadazamandergisi.com/makaleler/bursa-daussilasi-521.html’den kısaltarak alınmıştır

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 10/03/17