Hasretlik
Bursa
|
A. Ateş Gürman, Mudanya Milli
Eğitim Memuru Rıfkı Gürman ve eşi öğretmen Hayriye Gürman'ın üçüncü ve en
küçük oğulları. İkinci Dünya Savaşı yıllarında doğmuş. Ondan dinleyelim:
“İsmimi o günlerde yayınlanan bir
radyo oyunundan ilham alarak koymuşlar. Radyo oyununda; cephedeki bir topçu
subayı, oğlunun dünyaya geldiği haberini alır. Eşi kendisinden isim
koymasını ister. Subay "Ben her gün askerlere ATEEEŞ - ATEEEŞ komutu
veriyorum çocuğumun adı da 'Ateş' olmalı" der. Anlaşıldığı gibi, adım yangın
ateşi değil komuttur. Gerçi ileriki yıllarda bunun yararını görmedim değil.
Fakülte yıllarında Ankara'da annemle küçük bir evde oturuyorduk. Ben
olmadığım bir gece eve hırsız girmiş. Annemin uyuduğu yatağın yanına kadar
sürünerek gelmiş. Kuş uykusu uyuyan annem, hırsızı ben zannedip yerlerde ne
diye sürünüyorsun dercesine çıkışarak ATEEEŞ! diye bağırmış. Kendisine pusu
kurulduğunu sanan hırsızın can korkusuyla kaçması bir olmuş.
Şimdi size biraz annem ve
babamdan bahsetmek istiyorum. Annemle babamın evlendiği yıllar, Türkiye'nin
en heyecanlı yıllarıydı. Atatürk devrimleri peş peşe sökün etmişti. Aydın
Türk öğretmenlerini büyük bir heyecanla peşinden sürüklüyordu. Sene 1928.
Nikâh davetiyelerini Arap alfabesiyle bastıran bizimkiler, Evlilik
cüzdanlarını yeni harflerle basılmış olarak alacaklardı. Yeni evliler,
balayına gitmek yerine Millet Mektepleri'nde halkımıza yeni yazıyı öğretmeye
başladılar. Mudanyalılar, Atalarının emridir, diyerek kitleler halinde yeni
alfabeyi öğreniyorlardı. Çünkü, Mudanyalılar, Atatürk devrim ve
inkılâplarını hızla kabul edip uyguluyorlardı.
Annem 'Hayriye Öğretmen',
okulundaki sosyal etkinliklerin başını çekiyordu. Milli bayram
törenlerindeki hazırlıkların tümünü kendi yapıyordu. Çocukların giysilerini
tek başına dikiyor, resmigeçit kompozisyonlarını hazırlıyordu. Yılsonu
müsamerelerinin oyunlarını, rontlarını buluyor, piyanoda seslendiriyordu.
Ayrıca okulun tüm disiplinini Hilmi öğretmen ile birlikte o sağlıyordu.
Türkiye'deki sosyal etkinlikleri takip eder, gurur verenleri çalışmalarında
sergilerdi. Örneğin, o yıl dünya şampiyonu olan Türk Güreş Takımı
sporcularının isimlerini çocukların güreş mayolarına yazdırmış ve 23 Nisan
törenlerinde milli güreş takımını temsil etmelerini sağlamıştı.
Zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel okulu teftiş ediyor
O yıllarda, Jimnastik dersleri,
yönetmeliklere göre öğleden sonraları yapılıyordu. Hayriye Öğretmen,
yönetmeliklere ters düştüğünü bildiği halde sabah ilk derslerde spor
yaptırıyordu. Yine bir sabah, tam ders esnasında, okula gelen Milli Eğitim
Bakanı ve yazar Hasan Ali Yücel, "Hoca hanım, bu yaptığınız yönetmeliklere
aykırı değil mi?" diye sorunca, "Biliyorum efendim, ama çocuklar sabah spor
yaptıkları zaman gün boyu daha zinde oluyorlar." diye bakanın sorusunu
cevaplamış. Bakan, hoca hanımın cevabını ve uygulamasını doğru bularak
kendisini cezalandırmadığı gibi, kısa sürede yönetmelikleri değiştirtmişti.
Babam, ilçe Milli Eğitim Müdürü
Rıfkı Gürman, tam bir kültür savaşçısıydı. İşine ek olarak, Halk Evi
reisliğini de üstlenmişti. Kısa sürede Mudanya Halk Evi'nin faaliyetlerini,
üç beş büyük vilayetten sonra gelen düzeye çıkarmıştı.
Halk Evi Müzik Kolu çalışması
olarak bugün bile gurur duyduğumuz Mudanya Bandosu'nu kurdu. Kaçan Yunan
ordusundan kalan birkaç enstrüman, yeni bir bando takımı kurulması fikrini
akla getirmişti. Halkevi Reisi olarak İstanbul'a gidip Davit Levi Rafael ve
Mahdumları firmasından, tam bir bando takımı malzemesi satın aldı. Yine
İstanbul'dan bando şefi getirip eğitime başlattı. Daha sonra belediyeye
devredilen bando, Türkiye'nin ilk sivil bandosuydu. Bu bando sayesinde
birçok Mudanyalı genç, bando eri olarak rahat bir askerlik yapmıştır.
Bugünkü kütüphanenin temelleri
atılıyor
Çok zengin ve kıymetli kitapların
bulunduğu bir kütüphane kurulmuş ve gençlerin kahvelerde sürünmesi kısmen
önlenmişti. Ne yazık ki, bu kitaplar, Halk Evleri'nin kapatılmasından sonra,
belediyenin bodrumlarında çürümeye terk edilmiş ve zimmetsiz oldukları için
de dağılmıştır. Bir ara Mütareke Müze Evi'nde bazı kitaplar çocukların
yararına sunulmuş fakat bir süre sonra orası da kapatılmıştır. 1960'ta 27
Mayıs İhtilali'nden sonra bizzat ben, Askeri Kaymakam'dan bu kütüphanenin
yeniden açılmasını talep ettim ve açılmasına önayak oldum. Ancak kütüphane
yeniden açıldığında baktım ki, değerli kitapların hemen hiçbiri yoktu. Ama
geriye kalanlar bir nüve teşkil edip bugünlere ulaşılmıştır. Günümüzde,
raflara sığmayacak kadar çok kitaba sahip bir kütüphanemiz olduğunu gururla
öğrendim.
Halk Evi'nin bir başka kolu olan
'müzecilik' çalışmaları olarak Şükrü Çavuş İlk Okulu'nda bir silah
koleksiyonu sergilenmişti. Kale surlarından kullanılan, yaklaşık iki buçuk
metre boyundaki tüfek ve daha bir çok değerli parçanın da bulunduğu tarihi
silahlar, okulun restorasyonu sırasında kaybolmuştur.
Mudanya, Türkiye'nin diğer
ilçelerine oranla daha gelişmiş bir kültür düzeyine sahipti. Bu sebepten
Halk Evi'nin tiyatro çalışmaları halkımız tarafından hemen benimsenmişti.
Sahnelenen eserlerde görev almak için neredeyse herkes yarışmıştı. Oyunların
içeriği, yaşanılan Kemalist ihtilalin coşkusunu taşıyor ve millet olma
gururunu aşılıyordu. Bu oyunlar, kasaba halkını eğitip eğlendirmekle
kalmıyor, köylere de taşınıyordu. Her yıl bir köyde yapılan şenliklerde
tiyatro, müzik, edebiyat çalışmaları sergileniyordu. Böylece halkın,
köylülerle kaynaşması sağlanıyordu.
Kaynak: Bursa Araştırmaları, sayı 21 (2008): 58-60
|