|
Fevzi Şen
Bursa'nın merkez Osmangazi
ilçesine bağlı 92 mahalleden birisi olan Elmasbahçeler, 1950'li yılların
başlarında oluşmaya başladı. Gökdere tarafından Yıldırım İlçesi'ne sınırdır.
Mahalle sınırları; güneyde Kemal Bengü Caddesi, kuzeyde Ankara Caddesi,
batıda Yüksel Sokak ve doğuda Ali Ferruh Caddesi ile çevrelidir.
Mahalle Adını "Elmas
Dede"den almıştır. Elmas Dede olarak bilinen zatın asıl adı Ali Mest
Edhemi'dir. Ali Mest'den galat olarak, halk kendisine "Elmassultan" demiş,
kabrinin kuzeyindeki mevkii de "Elmasbahçeler".
Ali Mesd Edhemi, XIV.
yüzyılın sonlarında, Yıldırım Bayezid zamanında Buhara'dan Bursa'ya gelip
Acemreis Mahallesi'ne yerleşmiş. Kendisine, İbrahim Edhem tarikatına sülük
ettiğinden "Edhemi", Allah uğruna mest olmasından dolayı da "Ali Mest"
dendiği rivayet edilmektedir.
Çelebi Mehmet Han zamanında
(Hicri 1089'da) vefat etmiş, zaviyesinin yanına, "Acemreis Mescidi"nin 100
metre güneydoğusuna defnedilmiştir. Kabrinin yakınlarında Müsgülzade Şeyh
Ahmed Gülşeni'nin mezarı bulunmaktadır.
Şeyh Ahmed Gülşeni
Müsgülzade Şeyh Ahmed'in
Kahire'de bulunduğu sırada Gülşeni tarikatına mensup olduğu, Bursa'ya gelip
Ali Mest Zaviyesi'ne yerleştiği, Ulucamii civarında Aziz Efendi Mektebi'nde
hocalık yaptığı, 1687'de Bursa'da vefat ettiği ve Ali Mest zaviyesi avlusuna
defnedildiği bilinmektedir.
Mahallede Yerleşim
1953 yılından bu yana
Elmasbahçeler'de ikamet etmekteyim. İlk yerleşen ailelerden olduğumuz için,
mahallenin sokak sokak oluşumu gözlerimin önünde gerçekleşti. Demirtaşpaşa
Mahallesi'nin doğusu, kuzeyi ve Kızılyakup Mahallesi'nin kuzeyi bahçelik
imiş. 1950 sonrası parsellenip yerleşime açılmış. 10-15 yıl içinde
Elmasbahçeler Mahallesi oluşmuş.
O zamanlar Elmasbahçeler,
Bursa'nın kenar mahalle arazisi olduğundan, ipsiz sapsız, belalı tabir
edilen kimselerin barındığı, gündüzleri bile içeri girilmesine korkulan
yerlermiş. Bahçe sahipleri, mahsullerini koruyabilmek için korucular
görevlendirmişler. 1940'lı yılları, yaşlı bir Demirtaşpaşalı büyüğümüz şöyle
anlattı:
"İkinci Dünya Savaşı
yıllarında, bizler 10-12 yaşlarında çocuk iken Elmasbahçeler'in koruculuğunu
komşumuz Mavili Mehmet yapardı. O, sert yapılı bir adamdı. Eşi Kaya Hanıma
bahçeden bağırarak isteklerini iletirdi. 'Kaya bir kahve getir, falan ağacın
dibindeyim' diye bağırırdı. Hanımı da 'peki' der, okkalı bir kahve yapar,
eşine götürürdü. Biz çocuklar evimizden duyardık bağırışını. Bahçelere dalıp
meyvelerden istifade etmek istesek de, ondan korkumuzdan bu arzumuzu pek
yerine getiremezdik. Bahçelere girenlerimiz de dayağı göze alırlardı.
Bahçeler çok bakımlı, temiz,
meyveleri ve sebzeleri de mis gibiydi. Belki de, güzel bir bahçelik olduğu
için buraya 'Elmasbahçeler' denmiştir."
Ailemin mahalleye yerleştiği
zamanlarda, Elmasbahçeler'in arsalarının bir kısmı Makedonya göçmeni Ömer
Lütfü Usluoğulları Beyin tapulu arazisi idi, onu parselleyip, gelen yeni
yerleşimcilere sattı. Biz de, arsamızı ondan alıp ilk evimizi 1953'de, aynı
parselde tek katlı, gecekondu tarzında yapmıştık. Arsalarını Kasap
Hüseyin'den ve diğer toprak sahiplerinden alan komşularımız da oldu.
Bizden önce mahallede pek
fazla konut yoktu, birkaç yeni bina, bir de, evimizin 20 metre güney
batısında küçük eski bir çiftlik evi vardı: Yastıkçı Hüseyin Amcaların evi.
Onların da bu evin kiracısı olduğunu öğrenmiştik.
Yapılaşma 1960'lı yılların
ortalarında yoğunlaştı; planlı, projeli sokaklar ortaya çıktı, yeni bir
mahalle "Elmasbahçeler" oluştu. Fakat bu yeni mahalle de, -çıkmaz sokakları
çok olan komşu Demirtaşpaşa Mahallesi gibi- kapalı havza konumunda kaldı.
Bursa'nın ana caddeleri ile bağlantıları, uzun süre sağlanamadı. Örneğin
bizim sokağımız Selvili (1), ancak 1984
yılında İnönü Caddesi ile birleşebildi. Mert ve Modül İşhanları arasında,
"Değer Sokak" oluştu. Daha önce bu parselde "Alkoçlar'ın Kereste Atölyesi"
bulunurdu, atölyenin, kuzey ve doğusundaki boşluğa dağlar gibi tomruk
yığılırdı, işlenmek için.
Selvili Bahçe Çıkmazı 56
numarada, arabacı Ahmet Amcanın evinde Demirtaşpaşa Mahallesi son bulur,
Elmasbahçeler'in batı tarafı başlardı. Buradan Demirtaşpaşa'nın atık suları
ovaya doğru açıktan akardı. Fakat bu kısım 1975'lerde mahallemizden ayrılıp,
Demirtaşpaşa'ya dahil edildi.
Yerleşimciler Farklı Bölge
ve Yörelerden Geldiler
1950'li yılların başlarında
Bulgaristan'ın Kırcaali ilinin köy ve kasabalarından gelen göçmenlerin
mahalleye yerleşimi, 1960'lara kadar sürdü. 1957'den itibaren,
Yugoslavya'nın Prizren, Gilan, Kumanova, Doburcan... gibi farklı şehir, köy
ve kasabalarından gelip yerleşenler oldu. Bu göçmenler içinde, bir kasaba,
yada köyden topluca gelip yerleşen aileler de vardı. Örneğin onlarca aile
yurt dışından Kosova-Mamuşa'dan gelip mahalleye yerleştiler. Yurt içinden de
topluca gelenler vardı. Antalya'nın Akyazı ilçesi Yarpuz köyünden
mahallemize gelip yerleşen 10-15 aile oldu.
Bursa'nın civar köylerinden
(Orhaniye, Osmaniye, Kızıklar gibi) gelip, yeni yerleşim yeri olarak,
mahalleyi tercih edenler de oldu. Komşularımız bu şekilde oluştu. Farklı
ülke, şehir, kasaba ve köylerden gelen insanlarımız Elmasbahçeler'de
buluştular, kısa zamanda birbirleriyle kaynaşıp bütünleştiler. Mahallemizde
asayiş sorunu yaşanmadı.
Mahallenin Muhtarları
Elmasbahçeler'in ilk muhtarı
Ahmet Sakarya'dır. Sonra sırasıyla, M. Ali Gül, Ömer Aydıngör, Yusuf
Karadeniz, İbrahim Özlü ve 1982'den itibaren de 26 yıldır kesintisiz,
Mustafa Pamukçu muhtarlık yapmaktadır.
Elmasbahçeler Kültür
Merkezi
Ankara Caddesi üzerinde,
Yeni Hal Binalarının karşısında "Osmangazi Belediyesi Elmasbahçeler Kültür
Merkezi" bulunmaktadır. Burada bulunan eski metruk yapı 1995'te onarım
gördükten sonra "Kültür Merkezi" olarak hizmete açıldı.
Eski bina önceleri
"sabunhane" olarak kullanılmış, daha sonra da, "Gazhane" ve "Belediye
Temizlik İşleri Müdürlüğü Binası" olarak kullanıldı. Şehrin tüm çöp
kamyonları burada park ederlerdi. Temizlik İşleri Müdürlüğü, yeni yerine,
Eski Bursa Çöplüğü yanına -Demirtaş Beldesi yakınlarına- taşınıncaya kadar
da, çöp arabaları bu yerde kaldılar. Mahalleli 1984-90 yıllarında Temizlik
İşleri Müdürlüğü'nün buradan taşınmasını isteyip, ilgililere
rahatsızlıklarını, şikayetlerini bildirdiler. Uzun bir uğraştan sonra,
"Müdürlüğün" şehir dışına çıkarılmasını sağladılar. Bu binada Kültür
Merkezi, Muhtarlık, Sağlık Ocağı, Tahsilat Büroları ve bir salon hizmet
vermektedir.
Eski Taş Bina "Kemiklik" İmiş
Kültür Merkezinin hemen
yanında, bir taş bina varmış. Bina, Yunan İşgali sırasında hapishane olarak
kullanılmış. 1922'de, şehri işgalden kurtaran askerlerimiz, milis güçlerimiz
buraya ulaştığında, binanın tutuklularla birlikte yakıldığını, yüzlerce
insanımızın yanarak şehit edildiğini, İstiklal Harbi gazilerinin Bursa'daki
son temsilcilerinden, merhum gazi Mehmet Muhlis Şimşirlioğlu'nun bir gazete
de (Bursa 2000-30.10.1996 Meral Erdinç) çıkan anısından öğreniyoruz. Gazi,
kendisi ile yapılan bir röportajda, yangından sonra, bu binanın uzun süre
metruk olarak kaldığını, Bursa halkının burasını kemiklik olarak
isimlendirdiğini ifade etmekteydi.
Bu konuda, 1. Ordu komutanı
Nurettin Paşa'nın verdiği, 2 Aralık 1922 tarihli raporda, 9 Eylül 1922'de
Yunanlıların, 380 kişiyi, Böceklik denen binada yaktıklarını, şehit
kemiklerinin Yusuf Faik adında biri tarafından görüldüğü ifade edilmektedir.
Emekli komiser Abdürrahim
Yücelik de, yakılma hadisesi ile ilgili ifadesinde; hapishane olarak
kullanılan binanın yakıldığını, şehitlerin feryadının ta Nalbantoğlu'ndan,
Hacılar Mahallesi'nden dahi duyulduğunu, fakat kimse dışarıya çıkamadığı
için, yardıma gidilemediğini anlatmış.
“Sayas Tesisleri" de
Mahallemizde Kurulmuştu
Ali Ferruh Yücel Caddesi ile
Kemal Bengü Caddesinin kesiştiği yerde, şimdiki "Çocuk ve Dinlenme Parkı'nın
bulunduğu alanda,
Sayas Tesisleri vardı. Cumhuriyet
döneminin ilk süttozu fabrikası olan Sayas'ı Şakir, Abdürrahim ve Faik
Beyler, Süttozu ve Buz Fabrikası Kollektif Şirketi adıyla, 16 Temmuz 1934'te
kurmuşlardır. Açılışını da dönemin İktisat Vekili
Celal
Bayar yapmış. Makineleri Danimarka'dan getirilen fabrikanın
günlük kapasitesi 10 ton süt ve 5.400 Kg tutarında 360 buz kalıbı imiş.
1938 yılında Türkiye'nin ilk
modern yağ ve peynir üreten tesisleri burada açılmış. Fabrikada gravyer ve
rokfor tipi peynirler üretilmiş. 1940'lı yılların sonlarında "Sayas" Bursa
ve çevresinin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde süttozu, pastörize süt,
yağ, peynir, buz ve tutkal üreten bir kuruluş olmuş.
Tesis, 1970'li yılların
başlarında, Eski Yalova Yolu Hipodrom civarına taşındığından boşaltıldı. Bu
alandan 1990 öncesinde de, Haşim İşcan Caddesi geçirildiği için, yol
üzerinde kalan diğer binalarla birlikte Sayas binası da kamulaştırılıp
yıktırıldı. Daha sonraki yıllarda da, Sayas tesislerinin bulunduğu alanın
batısından Gökdere Bulvarı açıldı. Mahallede bir ilköğretim okulu, iki cami
vardır.
Elmasbahçeler Mahallesi Çok
Katlı Binalarla Yenileniyor
Bursa'nın ilk planlı,
projeli düzenli mahallelerinden biri olan Elmasbahçeler, aradan geçen 50-60
yıl içinde şehrin merkezinde kaldı, arsaları değerlendi. Günümüzde,
sahipleri eski evlerini kat karşılığı müteahhitlere vererek, binalarını
yenilemektedir. Mahallemizde inşa edilen, 5-6 katlı binalar yeni
yerleşimcileri çekmekte, bu nedenle de nüfusu süratle artmaktadır. 2007 yılı
sonu itibariyle nüfusu 9.500-10.000 civarında olup, yaklaşık 3.500 hane
bulunmaktadır. Mahallede, 27 sokak, 3 cadde vardır.
Tercih Edilen Mahallelerden
Biri Oldu
Mahallenin, merkezi
çarşılara ve pazaryerlerine yakın olması, BursaRay'ın yeni etabının, "Haşim
İşcan-Arabayatağı etabının" Elmasbahçeler'in güney sınırından geçmesi,
buradan şehrin bir çok yerine ulaşımın kolay olması... gibi nedenlerle
mahalle, konut edinmek isteyenler, ya da kiralık daire arayanlar tarafından
tercih edilen yerlerden biri oldu.
Kaynaklar
Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu Yayınları, Broşür
13, Ali Mest Edhemi 1958/sayfa 19 Şeyh Ahmet Gülşeni, 1966/sayfa 13 Mehmet
oğlu Hoca Bedreddin Mahmut A/11-10, sayfa 94 / Acemreis Camii'nin ismi ve
tarihi durumu/Bursa 1958/sayı 9 Sayfa 19-25.
Kaynak Kişiler: Emin Alkan (84, eski muhtar), Ö.
Erhan Yıldızalp (71, emekli).
Notlar
1- 2007 son aylarında Bursa'nın sokak isimleri
tescillendi. Aynı adı taşıyan sokaklara 1'den başlanarak numaralar verildi.
Elmasbahçeler'deki Selvili Sokak, "3. Selvili Sokak" oldu.
Kaynak: Bursa Araştırmaları, sayı
19(2008): 45-47
|