İstanbul olmadı bari İznik’i açalım!









                Özcan YAZICI'nın 5.11.2011'de Yeni Dönem gazetesinde yayınlanan yazısıdır.

1996 yılıydı… Gazeteci arkadaşım Hülya Güven’le birlikte o dönem birlikte çalıştığımız Olay Gazetesi için “İlçelerde Değişim Rüzgarı” başlığı altında bir araştırma dosyası hazırlıyoruz…

Bütün İlçeleri ziyaret ediyor, ilçenin yerel temsilcileriyle söyleşiler yapıyoruz.
Haliyle yolumuz İznik’e de düştü …
İlk kez o zaman görme fırsatı bulmuştum, meşhur Ayasofya Kilisesi’nin “kalıntılarını”…
Boşuna yazmıyorum, hakikaten “kalıntı” denebilecek, biçare haldeydi.
Bilmeyenler için ufak bir not:
Ayasofya Hıristiyanlar için büyük öneme sahip. Hıristiyanlığın temellerinin atıldığı M.S. 325’teki büyük Konsül’ün İznik’te toplandığı biliniyor. Yüzyıllardır kabul gören inanışa göre bu Konsül’ün Ayasofya Kilisesi’nde toplandığı rivayet edilir…


Öyle mi, değil mi?
Tarihçiler tartışıyor…
Öyle ya da böyle, bilinen bir gerçek varsa, tarihte bir dönem cami olarak da kullanılan Ayasofya, Hıristiyan dünyasında büyük bir öneme sahip ve ilgiyle takip ediliyor.
Şimdi, bir dönem müze olarak da kullanılan Ayasofya restore edilerek Kurban Bayramı’nın ilk günü Cami olarak hizmete açılacakmış…
Diyanet talep etmiş, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem’de bu talebi yerinde görmüş…
Neredeyse 1700 yıllık bir geçmişe sahip tarihsel bir yapı…
Yapılışıyla, Hıristiyan ve Müslüman toplumlara ev sahipliğiyle tarihe mal olmuş bir eser. Sonra harabeye dönüşmüş ve belli bir tarihten itibaren de “Ayasofya Müzesi” olarak kullanılmaya ya da anılmaya başlamış…
Sonra orayı restore edip cami olarak kullanmayı planlıyorsunuz…
Peki, neden?
İznik’te ihtiyaç hasıl oldu da cami yapmak için yer bulunamadı, mecburiyetten mi camiye dönüştürüldü Ayasofya!
Bu pek ikna edici olmaz…
Keza, Ayasofya’nın bir sokak arkasında Mahmut Çelebi Cami var. Ayasofya’nın karşısında bulunan İznik Belediye Başkanlığı binasının hemen arkasında üç sokak ötede Hacı Özbek Camii; onun karşısında Eşref Camii…
Ayasofya’nın diğer bir yönünde, yine iki sokak ötede Asmalı Camii…
Tabii bu camilerin hemen yakınlarında başka camiler mevcut…
Bu kadar cami seçeneğinin olduğu bir ortamda Ayasofya’nın restore edilerek camii olarak hizmete açılmasının “başkaca anlamları” olmalı…
Medyada yer alan tartışmalara bakıyorum, Ayasofya’nın müze olmaktan çıkarılmasına yönelik tepkilerin odağına “turizm” konuluyor…
Sanki Ayasofya için akın akın turist geliyordu da, şimdi cami olunca bu turist akını kesilecek!
Benim esas üzüldüğüm nokta başka…
Siz kalkacaksınız İspanya’yla “Medeniyetlerarası İttifak” projesi yürüteceksiniz; sonra bu çabanın belki de en sembolik örneklerinden birisi olabilecek bir merkezi tarihselliğine uygun bir biçimde kullanmak yerine, kaşla göz arasında camiye dönüştüreceksiniz…
Şimdi bakıyorum İznik’teki ve Bursa’daki kimi yerel yöneticiler, siyasiler ve sivil toplum temsilcileri Ayasofya üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışıyorlar…
Yazık, gerçekten yazık!..
Üzüntüm, İznik’in, Bursa’nın hoşgörü kültürüne, dünya barışına yapılacak en büyük fırsatlardan birisini kaçırmış olmasınadır…
İznik’te camiye ihtiyaç varsa, uygun bir arsa üzerinde gidip birlikte inşa edebiliriz.
Yoksa, “İstanbul’daki Ayasofya’yı açamadık, bari İznik’tekini açalım” zihniyetiyle “Medeniyetlerarası İttifakı” sağlayamazsınız; kimseyi de inandıramazsınız!