Kitaplarla Geçen Bir Ömür:
  Şair-Kitapçı ve Eleştirmen
Nevzat Çalıkuşu

Bursa'nın Kültür İnsanları

Bursa'da Edebiyat

 

Nevzat Çalıkuşu (1955-  )

   

                                                                                             
                                                                                           UĞUR OZAN ÖZEN

    Nevzat Çalıkuşu’nun hayatını üç kelimede özetle derseniz. Size şair, kitapçı ve eleştirmen derim. Eğer üç cümle ile özetle derseniz. Yarım asır boyunca durmadan dinlenmeden şiir yazmış. Kitaplarla hemhal olmaya doyamayıp kitabevi açmış. Eline doğru düzgün para geçmese dahi yazmaya ara vermemiş biri derim. Tek cümleyle ise “Kitaplarla Geçen Bir Ömür”.
    Ailesi
   
Nevzat Çalıkuşu’nun doğduğu sırada babası İsmail Bey kamyonculuk yapmaktadır. İsmail Çalıkuşu İznik’te bağbozumunda kamyonla üzüm çekmeye giderken –diğer dönemsel işlerde de olduğu gibi- ailesini de yanında götürür. Nevzat Çalıkuşu ve ikizi Necat 10 Haziran 1955’te dünyaya merhaba derler. Adalet ve Vicdan’dan sonra Çalıkuşu ailesinin ikiz çocukları olmuştur. Lâkin Necat iki aylıkken vefat eder.
Nevzat Çalıkuşu’nun dedesi Selim Efendi (babasının babası) ailesiyle Ahmet Vefik Paşa’nın valilik döneminde yani 1881 yılında Kırım’dan göç eder. Devlet aileyi Alacahırka’ya yerleştirir. Daha sonra dede çalışır çabalar Okçular çarşısı içinden bir ev satın alır. Tatarlar ticarete düşkündür. Dedesi Hakkı Paşa ve İstanbul Oteli’ni işletir. Bursa Ticaret Odası belgelerine göre “Hancılar Şeyhi”dir Selim Efendi. Lâkabı da Arap Selim Efendi’dir. Selim Efendi ve 1907’de doğan oğlu İsmail Çalıkuşu bir dönem otobüsçülük de yaparlar.. Ailenin İnegöl’e sefer yapan “sarı kanarya” adı verilen tahta kasa otobüsleri vardır. Zaman geçtikçe otobüsler satılır. 41 numaralı ehliyeti olan İsmail Bey bu defa kamyoncu olarak çalışmağa başlar. Nevzat Çalıkuşu’nun babası İsmail bey kitap okumaya da düşkündür. Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı Çalıkuşu romanını okur ve etkilenir. Soyadı kanunu çıkınca da Çalıkuşu soyadını alır.
Ailenin evi Alacamescit mahallesinde, Dağıstan Çarşısı’nın (Eski Bıçakçılar Çarşısı) yakınındadır. Okçular çarşısından Çancılar’a inen Bıçakçılar Sokakta iki katlı, bahçeli, ahşap bir evdir. Nevzat Çalıkuşu’nun sünnet olana kadar ki çocukluğu Karakadi tekkesiyle bitişik bu eski Bursa evinde geçer. Annesi Remziye hanım evde terzilik yapar. Aynı zamanda genç kızlara da terzilik öğretir.
    Çocukluğu
    14 Ağustos 1958 Pazar günü Kapalı Çarşı yanar. Öyle böyle bir yangın değildir. Bursa’nın Yunan işgalinden sonra yaşadığı büyük bir felâkettir. Aile o gün Veysel Karani mesiresine gitmiştir. Çarşının yandığını duyunca hemen eve dönerler. Çok şükür ev yanmamıştır. Ama kaderlerinde başka bir yangın daha vardır. Bir yıl sonra 1959 yılında Dağıstan Çarşısından çıkan bir yangında bu defa evleri yanar. Bu yangın aile birliğini de çözer ve1960 yılında Nevzat beyin annesiyle babası ayrılır. Ablası Adalet hanım evlenip gurbete gider. Nevzat Çalıkuşu ve ablası Vicdan hanım anneleriyle birlikte Kurtuluş Caddesi 23 numarada yaşayan anneanneleri Fehime Laçingil) hanımın evine taşınır.
    Hazır söz anneannesine gelmişken, kahramanımızın anne tarafının Bursa’ya geliş hikâyesini anlatayım. Emin Pehlivan’ın ailesi Artvin’lidir. Soyadları Laçingil’dir. 1855 depreminden sonra Yıldırım Camii’ni tamir etmek için gelirler. Camii’nin karşında bir ev alıp Bursa’ya yerleşirler. Anneanne Fehime hanımın babası Emin Pehlivan o yıllarda toprak ucuz olduğu için Ankara yolundan toprak alır. Emin Pehlivan güçlü kuvvetlidir. Topraklarını eker-biçer, Baruthane Mezarlığında mezar kazar, güreş tutar. Elinden her iş gelir. Anneanne Fehime hanım 1895’teYıldırım Mahallesinde doğar ve meşrutiyette Kurtuluş caddesinde oturan Mahmut oğlu Mehmet (Lâçingil) ile evlenir. Beş çocuğundan biri de Nevzat Çalıkuşu’nun annesi Remziye (d.1924) hanımdır. Remziye hanım İsmail Çalıkuşu ile 1940’da evlenerek Okçular Alacamescit Mahallesi’ne gelin gider.
    İlkokul
   
Nevzat Çalıkuşu 1961 yılında Şerif Artış İlkokulunda eğitime başlar. Okul ve mahalle arkadaşlarını çok sever. Okulda en yakın arkadaşları Osman Yaylalıoğlu, Vedat Karalar, İrfan Akşar ve Şaban Saygın’dır. Zaten okul arkadaşları aynı zamanda mahalle arkadaşlarıdır. Daha ilkokul öğrencisiyken şiir yazmaya başlar. Edebiyatı ve Matematik derslerini bir başka sever. Güzel anıları geride bırakarak 1966 yılında mezun olur.
    Kitap Okuma Dükkânı
   
1964 ve 65 yıllarında geleceğini şekillerinden bir işte çalışır: Kitapçılık. Mahalledeki ağabeylerinden Ziraat Bankası Veznedarı Mustafa Onat’ın oğlu Osman Onat mahallede bir kitapçı dükkânı açar. Osman Onat ilgi çekici biridir. Çelebi Mehmet Ortaokulu’nu bitirdikten sonra İngilizceyi kimseden yardım almadan kendi kendine öğrenir. Antikaya ilgi duyduğu için hurda arabası ile antika toplar. Altın piyasasını takip eder. Sara hastasıdır. Kriz geldiğinde titremeye başlar. O yıllarda sara hastalığı bilinmediği için çevredekiler kendisine deli muamelesi yapar ve ona Mazhar Osman lâkabı takılır. Farklı olmasına farklı biridir. Aslında çok zekidir, akıllıdır. Bir gün Kurtuluş Caddesi’nde Şıkbasan ailesine ait evin altındaki dükkânı kiralar. Amacı kitap okuma dükkânı açmaktır. Osman Onat resimli romanların her türlüsünü ciltler halinde raflara yerleştirir. Okur gelince üşümesin diye gaz sobası koyar. Sandalyeler çoktan hazırlanmıştır. Fiyat tarifesini belirler. Bir cildi okumanın bedeli 25 kuruştur.
    Nevzat Çalıkuşu bu dükkânda o kadar çok çizgi roman okur ki parası yetmemeye başlar. Çözüm yolunu da bulur. Osman Onat’ın çırağı olmak. Böylece çizgi roman okurken para verme derdinde kurtulur.       

    Ortaokul
    1966 yılında Çelebi Mehmet Ortaokulu’nda eğitime başlar. Artık mahallesinin dışına çıkmıştır. Ortaokul yıllarında şiirin dışında yeni bir sanat alanıyla hemhal olmaya başlar: Sinema. 1959 yılında, daha dört yaşındayken annesi kadınlar matinesinde Saray Sineması’na götürür. İlk seyrettiği filmi hiç unutmaz: Kaderin Önüne Geçilmez. Seyrettiği ikinci film ise yine aynı yıla aittir. Yazlık Sümer Sineması’nda. Ancak filmin adını hatırlayamaz.
    Çelebi Mehmet Ortaokulu’nun İpekçilik Caddesi tarafındaki kapıdan girince ana bina karşınıza çıkar. Sınıfı ikinci katta, üst bahçeye açılan koridorun ortasındaki 1-İ şubesidir. Daha sonra 2-F ve 3-E şubelerinde okur. Türkçe öğretmeni Muzaffer Alper, Nevzat Çalıkuşu’nun hayatını etkileyen kişilerden biridir. Sınıfa girer. Yazar Ahmet Kutsi Tecer’in ölüm yıldönümünde saygı duruşu yaptırır. Ardından İstiklâl Marşı’nın bir mısra okuyup devamının öğrencilerden gelmesini bekler. Bu ortam Nevzat Çalıkuşu’nun edebiyata daha çok ilgi göstermesine neden olur.
    Orta ikinci sınıfta gazete çıkarmaya başlar. Gazetesine “Işık” adını koyar. Sınıf arkadaşlarından üçü abonedir. Çizgisiz defteri ikiye katlayıp 24 sayfalık gazete haline getirir. Üç nüshayı yazar. Basılır diyemiyorum. Çünkü her şeyi elle yazar. Röportaj bile yapar. Tevfik Fikret, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı tanıtır. Çabası Türkçe öğretmeni Muzaffer Alper’in dikkatini çeker. Nevzat Çalıkuşu’yu müdüre götürüp “benim talebem gazete çıkarıyor” der. Müdür Ziya Ünsel Nevzat’a kendi yazdığı Çılgın Doruklar gezi kitabını ve Türk Yurdu dergisini hediye eder. Dergide “Türk Sineması” başlığı altında yayınlanmış sinema yazısını okur. O yıllarda Türk Sinemasının meseleleri tartışılır. Kendi kendine “Türk Sineması diye bir şey varmış. Bunun da meselesi varmış” der. Bu yazı nedeniyle artık filmleri hoş vakit geçirmek için değil, tenkid etmek için izlemeye başlar. Gazeteisnin ömrü kısa sürer. Beş sayı çıktıktan sonra kapanır. Çalıkuşu;1969 yılında ortaokuldan mezun olur.
    Lise
    Aynı yıl Yıldırım Bayezid Lisesi’nde okumaya başlar. Tâ ilkokuldan beri şiir yazar. Ara vermez. “Çağrışım” isimli ilk şiir kitabını da 1973 yılında okul arkadaşı Mustafa Kemal Koloğlu ile beraber çıkarır. 1975 yılında liseden mezun olur. Bu arada okulda bazı sıkıntılar yaşayınca kendisine başka bir yol açar; Kitapçılık. Aynı yıl kendi adıyla çıkardığı ilk şiir kitabını yayınlar: “Soluk”. Bu şiir kitabının en önemli özelliği eğitim sistemini eleştirmesidir. Okul anılarını hicivli bir dille şiirleştirir.
    Kitapçılık
   
1965-74 yılları arasında Pazar günleri Okçular Çarşısı’nda kendi namına kitap sergisi açar. Yavaş yavaş mesleğini seçmeye başlamıştır. 1974 yılında İmam Hatip Lisesi öğrencisi Necdet Çubuk ile beraber Fetih Kitabevi’ni açması hayatında önemli bir dönüm noktası olur. Kitabevinin ilk yeri lisenin giriş kapısının karşısındadır. On metrekarelik küçük bir dükkândır. Daha sonra parkın köşesine taşınır. Bir yıl sonra kitabevinden tiyatro yapabilmek için ayrılır. 1975 yılında Kurtuluş Caddesi üzerinde öğretmen Hüseyin Kurt ile Ülkü Kitabevi’ni açar ve şair Mehtap Ügümü ile evlenir. İki yıl sonra kitabevinden ayrılır. Hüseyin Kurt 1985 yılına kadar devam ettirir. Emekli olunca İzmir’e yerleşir. 

           Fetih Kitabevi'nde
    Tiyatro Macerası
   
O yıllarda Bursa’da tiyatroya emek veren bir avuç genç vardır. Şiiri ve sinemayı her daim çok seven Nevzat Çalıkuşu da bu gençlerin arasındadır. Okuldaki birkaç derste sıkıntısı olsa da tiyatrodan uzak duramaz. 1973-1974 eğitim yılında Yıldırım Bayazıt Lisesi Tiyatro Kolunun sahnelediği Hava Parası oyununda rol alır. 1974 yılında Barış Sanat Topluluğu’nun kuruluşunda yer alır. Birçok genç bir araya gelir ancak oyun sahneleyemeden topluluk dağılır. Aynı yıl Yıldırım Oyuncuları olarak Ömer Seyfettin’in yazdığı Mahcupluk İmtihanı öyküsünü oyun haline getirirler. Topluluktan, “yönetmen olmasın, herkes kendisini yönetsin” anlayışına kızarak Erdal Çolak ile birlikte ayrılır. Aynı yıl Selâmi Üney ile birlikte Yeni Nilüfer Deney Sahnesi’ni kurar, ama oyun sahneleyemezler. Ama bu girişim bir başka oluşumun doğmasına neden olur: Yeni Nilüfer Dergisi.
    Yeni Nilüfer Dergisi
   
1975-1976 yıllarında 12 sayı çıkan Yeni Nilüfer Dergisi, dönemi ve sonraki yıllar için çok önemlidir. Edebiyat dergileri şiir ağırlıklı yayınlanırken, Dergide tiyatro ve sinema ön plânda yer alır. Bu haliyle diğer dergilerden farklılaşır. Aboneler dahil 500 adet satılır.
   Edebiyat dergileri genellikle birkaç kişinin kendi cebinden verdiği üç beş lira ile kurulur. Yeni Nilüfer Dergisi Nevzat Çalıkuşu’nun anneannesinin verdiği kefen parasıyla kurulur. Selâmi Üney düşünsel olarak destek verir. Babaannesinden aldığı kefen parasıyla dergi çıkartır çıkarmasına, peki devamı nasıl gelecek. Derginin aboneleri vardır, ama abonelerden gelen para masrafları karşılamaz. 1977 yılında kitapçılığı bir süreliğine bırakıp Kız Lisesi’nin karşısında akrabasının açtığı Sementa adındaki sandviççide çalışır (Şimdi kırtasiyenin olduğu yer). Kazandığı parayı derginin masrafları için harcar. Derginin dışında Yeni Nilüfer Dergisi Yayınları adıyla yayınevi kurar. Daha sonra adını değiştirip Sanat Kitabevi Yayınları olarak da devam ettirir.
    Eleştirmen
   
Bursa’da 1974-1976 yılları arasında Bursa’nın Sesi gazetesinde ve Yeni Nilüfer dergisinde sinema ve tiyatro yazıları kaleme alır. Bir gün Bursa Ekspres gazetesinin kurucusu ve İstanbul’da yayınlanan Millet gazetesinin başyazarı İsmail Gerçeksöz Ülkü Kitabevi’ne gelir. Nevzat Çalıkuşu’na Millet gazetesinde günlük sanat yazıları yazma teklifi yapar. Büyük bir sevinçle kabul eder Nevzat Çalıkuşu. Köşenin başlığı “Sanat Otağı” olarak belirlenir. Resmini Babıali ressamına çizdirirler. İsmail Gerçeksöz “Nevzat ben buraya 40 yılda geldim. Köşenin kıymetini bil” der. Gazetede tiyatro ve sinema eleştiri, kitap tanıtımı, televizyon programları üzerine denemeler yazar.
   Yeni Nilüfer dergisinde şiirleri de yayınlanan Mehtap Ügümü ile 1976 yılında nişanlanır. Okudukları kitaplardan ve seyrettikleri film ve tiyatro oyunlarından bahsederek mektuplaşırlar. Bu mutlu birliktelik 1977 yılında evlilik ile sonuçlanır. Evlenince Bursa’ya dönmek zorunda kalır. Bir süre gazeteye mektupla yazı gönderir. 1977 yılında sinema yazılarını kitaplaştırır. 1978’de oğlu Tuğtekin doğar.
    Askerlik
   
1978 yılında askere gider. Acemiliği Ankara Mamak Muharebe Çavuş Talimgâh’ta, ustalığı Kayseri Muharebe Destek Bölüğünde çavuş olarak yapar. Askerliğini yaparken Kayseri’de yayımlanan Ozanca, Hâkimiyet Sanat, Erciyes dergilerine yazı yazmaya devam eder. Kayserili yazarlar ziyaretine gelir. Meselâ Erciyes dergisine askerlik sırasında seyrettiği Ömer Kavur’un yönettiği Yatık Emine filmi hakkında eleştiri yazar. 1980 yılında askerden döner.
    Selâmi Üney
   
Nevzat Çalıkuşu’na Selâmi Üney’i anlatmasını istediğimde ilk sözü: “Bu can bu yürek ihaneti bilmedi” diyerek devam etti: “İnsan olarak birbirimizi çok sevdik. İkimiz de halk çocuğuz. Selâmi abi sessiz, sakin ve her şeyden önemlisi insancıl biriydi. Bir ara Selâmi abiyi komünist diye damgalamışlar. Ankara’ya, İstanbul’a gitmiş. Her şeyi görmüş, yaşamış. Bir gün Bursa’ya dönmüş. Kendi mahallesinden biriyle evlenmiş. Devlet işine girmiş. Tiyatroya olan sevdasına söyleyecek söz bulamıyorum.”
Selâmi Üney; Yol-Su-Elektirk idaresinde memurdur. Çoktan tiyatroya sevdalanmış bu yolda gençliğini heba etmiştir. Kent Ölgünü kitabı yayınlanmıştır. Nevzat Çalıkuşu da şiire gönül verdiği için tabi ki bu kitaptan haberi olur. Sene 1975. Kitabın içinde yazan adrese Soluk şiir kitabını gönderir. Selâmi Üney de mukabil olarak o zaman Çalıkuşu’nun çalıştığı Fetih Kitabevi’ne gelerek kendi kitabını hediye eder. Böylece 1987 yılında Selâmi Üney’in vefatına kadar süren dostluk başlar. 

                           Selami Üney (sağda) ile


    Yeniden Kitapçılık
   
Askerden döndükten sonra İstanbul’da kitabevi açmak ister. Ancak dükkân kiraları yüksek olduğu için bu düşüncesini gerçekleştiremez. 1980 yılının Mart ayında Bursa’ya dönüp Kurtuluş Caddesi’nde Tuğ Kitabevi’ni açar. Yıllar öncesinde Nevzat Çalıkuşu’na kitapçılık yolunu açan Osman Onat “Hayırlı olsun” diyerek Çalıkuşu’na bir sandık dolusu kitap hediye eder.
    4 Nisan 1980’de şair ve yazar ağabeyi İsmail Gerçeksöz öldürülür. Nevzat Çalıkuşu için gerçek bir yıkımdır. 12 Eylül 1980 Askeri müdahalesinden sonra kitabevinin adını Sanat Kitabevi olarak değiştirir. 1983 yılında kızı Eser doğar. Mutluluğuna diyecek yoktur. 1985 yılında Yeşil Türbesi’nin arka tarafındaki tünel daha yapılmamıştır. Bugün Emir Sultan’a doğru giderken tünelden çıkışta sağ taraftaki yere kitabevini taşır. 1992 yılında karşı tarafta sıra dükkânların birine geçer.

       Sanat Kitabevi önünde


    Hem Tuğ hem de Sanat Kitabevi’nde fikir ve kültür-sanat kitapları satar. Fetih, Ülkü ve Tuğ Kitabevleri’nde dergi satılırken, Sanat Kitabevi’nde derginin haricinde gazete de satılır. Tuğ ve Sanat Kitabevleri’ne Eğitim Enstitüsü başta olmak üzere üniversiteden öğrenciler, hocalar, şairler, oyuncu ve yönetmenler gelir. Şair, oyuncu ve yönetmen Selâmi Üney, şair Mehmet Kuru, Prof. Dr. Mehmet Palamut, Prof. Dr. İbrahim Kanyılmaz, Prof. Dr. İzzet Er, Prof. Dr. Mustafa Kara, şair-yazar İhsan Deniz, şair-yazar Yasin Doğru, şair-yazar Ali Akmanlar, öğretmen-yazar Özgen Keskin, ressam Mazlum Ümit, ressam-yazar Hüseyin Şirvan, şair ve dokuma ustası İbrahim Ünal Taşkın, şair Metin Güven, şair Bahri Çokkardeş, şair Murat Aydınlılar, öğretmen ve yazar Beşir Ayvazoğlu, şair-yazar Metin Önal Mengüşoğlu, gazeteci Mahmut Toprak ve Mustafa Okur, Prof. Dr. İhsan Sezal, Prof. Dr. Veysel Bozkurt (o zaman öğrenci) ve şair Cengizhan Orakçı (o zaman öğrenci) müdavimlerdir. İki kitabevinde de kırtasiye malzemesi satılır. Sanat Kitabevi’nde her dilde Türkiye’yi tanıtan turistik kitaplar ve eşyalar da bulunur. Üç dönem Bursa Muhtelif Esnaflar Odası başkanlığı, bir dönem belediye meclisi üyeliği yapar. Bu uğraşlar içinde Nevzat Çalıkuşu edebiyat ve sanat dünyasından hiç kopmaz. Birçok dergiye ve kitaba makale yazar. 1996 ile 2000 yılları arasında şair İhsan Deniz ile birlikte İpek Dili dergisini periyodik olmamakla birlikte 13 sayı yayınlar. 2014 yılında emekli olur. Aynı yıl kitabevini kapatır. Bursa’nın Kitapçılık Tarihi’nde bir sayfa daha kopar.
 

  Nevzat Çalıkuşu'nun kitaplarından biri

Not: Nevzat Çalıkuşu ile 14 Aralık 2016’da Yeşil Hünkâr Çay Bahçesi’nde görüştüm. Birçok fotoğraflar gönderdi. Ayrıca Bora Özkula’nın da arşivinden yararlandım. İkisine de teşekkür ederim.

                                                           Kaynak: Prusa Şehrengiz, (Haziran 2018) Sayı: 99

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 05/08/18