BURSA'DA DAĞCILIK TARİHİ -1

Cennet Uludağ

Bursa'da Spor Kurumları

 

 

                                                                                  Akın ALTINOK

    Uludağ’ın ilk adı Olimp’ tir. Daha sonraları dağın kuzey yüzü Bitinya, güney yüzü Mis Olimpi olarak adlandırılmıştır. Bizans’ın hakimiyeti sırasında Uludağ dini hayatın sayılı merkezlerinden biri olmuş, dağda rahipler tarafından irili ufaklı kiliseler ve tapınaklar kurulmuştur. Bursa ve çevresinin Osmanlı’ların hakimiyetine girmesi ile de dağın adı Keşiş olarak değiştirilmiştir. Bu sırada Hıristiyanlar ve rahipler dağı terk etmiş, rahiplerin yerini dervişler almış, dağda çok sayıda tekke ve zaviye açılmıştır. Cumhuriyet’ in ilanı ile birlikte dağ dini kimliğini kaybetmiştir. 1925 yılında Başkanlığını Konya Milletvekili Dr. Osman Şevki Uludağ’ın yaptığı, İstanbul ve Bursa Coğrafya Encümeni' ne bağlı, bir Kurul’un önerisi üzerine de Keşiş adı Uludağ’a çevrilmiştir. Uludağ’ın zirvesi olan Karatepe 2543 metre yüksekliğindedir. Evliya Çelebi Bursa’yı ziyaret ettiği sırada Uludağ’ın Kulle-i Cihan dediği zirvesine kadar çıkmıştır. Evliya Çelebi’nin dağda anlattığı yerler uzun yıllar onun adlandırdığı şekilde anılmıştır. Gazi Yaylası, Diktekir, Bakacak, Kadı Yayla, Tekfur Alanı gibi.  
  
Uludağ yaşlı dağlardan olduğundan Avrupa'daki bir çok dağa nazaran daha alçak olup, dik yamaçları ve uçurumları azdır. Buna karşılık çokca geniş düzlüklere sahiptir. Bu da dağı kayak sporu yapmak açısından daha elverişli bir konuma getirmektedir.      
   
Uludağ gerek turistik gerek sportif açıdan uygun konumda olmasına rağmen 1930’lu yılların başlarına kadar bu konularda geniş halk kitlelerinin katıldığı her hangi bir etkinliğe rastlanmamaktadır.   
   
Uludağ’a kayakla çıkan ilk kişi “Abraham” adlı bir Almandır. Spor Teşkilatında atletizm antrenörü olarak çalışan Abraham 1933 kışında yalnız başına kayakla Uludağ’a çıkmış, Otel’de bir iki gün kalıp, resimler çektikten sonra Bursa’ya dönmüştür. Abraham çektiği resimleri Vali Fatin Güvendiren’e göstererek, Uludağ’da mükemmel bir şekilde kayak sporunun yapılabileceğini anlatmıştır. Abraham’ın bu girişimi İstanbul’da duyulunca bu kere de Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden. Giyolet yine aynı yıl tek başına kayakla Uludağ’a çıkmış, yanında getirdiği çadır içinde Uludağ’ın zirvesinde bir gece konakladıktan sonra, kayarak İnegöl üzerinden Bursa’ya dönmüştür. Giyolet de Uludağ’ın zirvesine kayakla çıkan ilk kişi olmaktadır. Gerek Abraham’ın gerekse Giyolet’ in söz konusu girişimlerinin Uludağ’da kayak yapma konusunda İstanbul’da heyecan ve heves yaratması üzerine İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ın yeğeni Bülent Üstündağ ile arkadaşları, kayak kaymak gayesiyle, 1933 yılı Nisan ayında 30 kişilik bir kafile halinde Uludağ’a çıkarak bir hafta kadar kalmışlardır.    
  
1932 yılında Halkevleri' nin açılmasıyla kayak sporu dalında da bir hareketin başladığı ve kayağın Halkevleri spor kollarının başlıca etkinlikleri arasında yer aldığı görülür. Bursa Dağcılık Kulübü de ilk önce 1932 yılında Bursa Halkevi’nin bünyesi içinde kurulmuş ve daha sonra 10 kişilik bir kurucu heyetin çalışmasıyla bağımsız bir hüviyet kazanmıştır. Kulübün bağımsız bir kulüp şeklinde kuruluş tarihi 28 Nisan 1933’dür. Bursa Dağcılık Kulübü “Türkiye’de kayak sporunun tarihçesine damgasını vuran ilk kulüp” tür. Bu Kulüp sayesinde yurdumuzda ilk defa batılı anlamda geniş halk kitlelerinin katıldığı kayak çalışmaları başlamıştır.      
  
Kulübün ilk Yönetim Kurulu da şu kişilerden oluşmakta idi: Başkan Saim Altıok, Genel Sekreter Musa Ataş, Muhasebeci Tayyar Akkeskin, üyeler İhsan Celal Antel ve Nusret Bey. Bütün araştırmalara rağmen, Kulübün kurucuları tam olarak saptanamamıştır. Bununla beraber ilk Yönetim Kurulu’nda yer alan kişilerin kurucular arasında da bulunduğunu düşünmek yanlış olmaz. Diğer taraftan, Kulübün ilk ismi Dağ Sporları Kulübü iken, daha sonra Bursa Dağcılık Kulübü olarak değiştirilmiştir.  Bursa Dağcılık Kulübü'nün ilk Başkanı Saim Altıok.
    Bursalılar kayak yapmak gayesiyle ilk olarak 1933 yılı Haziran ayında Uludağ’a çıkmışlar ve bulunabilen bir iki çift kayakla kar üzerinde kayma şekillerini öğrenmişlerdir. Daha sonra Kulüp yurt dışından kayak ve giyim malzemeleri getirterek, bunları üyelerinin ve sporseverlerin faydalanmasına sunmuştur. Bu arada Kulübün kurucu üyelerinden ve Sanat Okulu öğretmenlerinden Selahattin Daci mükemmel yerli kayaklar, Bursalı Mehmet Usta da kayak ayakkabıları yaparak bu sporun yaygınlaşmasına yardımcı olmuşlardır.    
    İlk milli kayakçı Şemsi Şaktimur yurdumuzda kayak sporunun başlamasına öncülük eden Bursalı kayakçıları şöyle anlatıyor:" Türkiye'de kayak sporunun tarihçesine damgasını vuran ilk kulüp olarak 1932 yılında kurulan Bursa Dağcılık Kulübü'nün kurucularını, tanıyabildiklerimi ve aklımda kalanları, asil sporcu ruhu taşıyan bu kişileri yazmak istiyorum. Kulüp Başkanı Saim Altıok, eşi (öğretmen Şahsine hanım) ve baldızı öğretmen H.Muzaffer Kalkan hanım, sınıf arkadaşım Enver Namar, Sanat Okulu hocalarından Selahattin Daci ,saatçi Mehmet ağabey, şeftali kompostosu fabrikası sahibi İhsan Celal Antel, eşi (Leyla hanım) ve oğlu Şerif Antel, Hakimiyet Gazetesi sahibi Musa Ataş ve eşi güzellik kraliçesi Şefika hanım, Abdülhamit Eczanesi ortaklarından Nusret, Foto Spor Hakkı, Foto Neşet, yıllarca Kayakevi Müdürlüğü yapmış olan sempatik ve yardımsever güler yüzlü müstesna insan Mustafa San, yüksek mühendis Nihat ve Saim beyleri anmak isterim".

   
Bursa’da kayak etkinliklerinin başladığı yıllarda Uludağ’da Vali Fatin Güvendiren zamanında (15.12.1926-17.6.1933) Özel İdare tarafından yapılmış bir tek Büyük Otel mevcuttu. 17 odalı olan bu Otel kışın kapalı olup, sadece yaz aylarında hizmet vermekteydi. Dağcılık Kulübü kayak çalışmalarına başlayınca Otel kış aylarında da açık tutulmaya başlandı.
 
    Ancak, Büyük Otel tek başına ihtiyacı karşılamadığından Bursa Dağcılık Kulübü tarafından; yerel Halk Partisi Örgütünün , Valiliğin ve İdman Cemiyeti İttifakı’nın yardımlarıyla, Dağda Cennetkaya mevkiinde 110 yataklı bir Kayakevi yaptırılarak, sporcuların faydalanmasına sunulmuştur. 1935 yılında hizmete giren bu Kayakevi yurdumuzda bir ilki temsil etmektedir.   “Burası yaz kış her zaman herkese açıktır. Çok ince bir düşün farkı olarak alkollü içkiler yasak, ehli dil ve keyif erbabının muhitini üzmeden kendi aleminde her türlü eğlenceye dalması serbestir. Üyelerine sabah kahvaltısı, öğlen akşam yemekleri dahil yatmasıyla 24 saat için (100 krş. ) yani bir papeldir-1936”    
  
“Şubat ayı sömestre tatilinde Ankara’dan Y.Ziraat Enstıtüsü, Gazi Eğitim Ensititüsü, Siyasal Bilgiler Okulu (Mülkiye) gibi yüksek okullardan kalabalık gruplar halinde Kayakevi’nde kalınır ve ranzalı iki katlı yataklarda bazan ikişer kişi sıkışarak yatılırdı. Gündüz hocalar öğrencileri tek sıra halinde Kayakevi’nin onünde dizer, İstiklal Marşı söylenerek tura çıkılırdı. Gece olunca eğlenceler yapılır ve koro halinde şarkılar,marşlar soylenirdi. Günlük eğlenceli gazete bile çıkarılırdı. Bu gazeteler salon duvarlarına asılır ve düşenlerin karikatürleri çizilirdi. Hatta tiyatro sahnesi bile yapılıp,battaniyeden perde asılırdı. Karlar kadar tertemiz Atatürk ideal ve inkilaplarına sadık asil sporcu ruhu taşıyan gençlık harikalar yaratmasını bilirdi”.   
  
Daha sonra yine Kulüp tarafından, sporcuların can emniyeti açısından büyük önem taşıyan İmdat Evi, Otel Gözü, Karabelen gibi sığınaklar yaptırılmıştır. Bütün bu tesisleşme çalışmalarına rağmen 1930'lu yıllarda kış aylarında kayak yapmak maksadıyla Uludağ’a çıkmak hiç de kolay değildi. Dağa çıkabilmek için mutlaka Bursa Dağcılık Kulübü’nün rehberliğinden ve yardımlarından faydalanmak gerekirdi. Bu yıllarda Uludağ’a çıkmak için başlıca iki yol vardı. Bunlardan birincisi Kulübün, yaz kış muntazaman, kaldırdığı otobüslerle, karın durumuna göre, Dolubaba' ya veya Kirazlı Yayla' ya kadar gitmek, daha sonra zaman zaman yürüyerek veya kayarak Otele ve Kayakevi’ ne ulaşmak. Dağa çıkış için başvurulan ikinci yol ise daha zahmetli idi. İkinci çıkış Elmaçukuru- Karabelen yolundan yaya veya katırla yapılırdı. Bunun için bir gün önceden Bursa Dağcılık Kulübü’ne başvurulup, katır kiralanırdı. İsteyenler katıra binerek Karabelen’ e çıkar, isteyenler yaya yürür, eşyalarını katıra yüklerlerdi. Genellikle üç saatlik bir yolculuktan sonra Karabelen’ deki İmdat Evine ulaşılırdı. Burada kayaklar takılır ve kayarak Büyük Otel’e veya Kayakevi’ ne varılırdı. Eşyalar ise Kulübün Karabelen’ deki hamal servisi tarafından, bir ücret karşılığında, gidecekleri yere kadar taşınırdı.  
    
Bursa Dağcılık Kulübü, bayanların da kayak sporunu yapmalarını teşvik etmiş ve bu sayede Türk bayanları 1930 lu yıllarda, batılı hemcinsleri gibi, kayak kaymak imkânına kavuşmuşlardır. Türkiye’nin 1930 yıllarda içinde bulunduğu şartlar düşünülürse bayanların sosyal hayata ve spor faaliyetlerine katılmalarının ne kadar önemli bir adım olduğu daha iyi anlaşılır.    “1932 yılında Bursa Dağcılık Kulübü’ nün üyesi bulunan hanımlar kayak sporunu ilk yapanlar arasında gelmektedir. Benim hatırladığım Kulüp Başkanı Saim Altıok’ un eşi (Şahsine öğretmen) ve baldızı öğretmen H. Muzaffer Kalkan (yanlışlıkla Huriye yazılmıştır) hanım ile Hakimiyet Gazetesi sahibi Musa Ataş’ın eşini (Şefika) ve Şeftali Kompostosu Fabrikası sahibi İ. Celal Antel’in eşini (Leyla) sayabilirim”.   
   Kulübün Bursa’daki Lokalinde verdiği hizmetler ve Uludağ’da düzenlediği ulusal ve uluslararası faaliyetler sonunda Bursa’nın sosyal hayatı zenginlemiş ve gelişmiş, Uludağ da gerek turistik gerekse sportif alanda gittikçe artan bir önem kazanmıştır.  
     Bursa Dağcılık Kulübü “uzun yıllar Uludağ’da dağ sporlarını geliştirmek ve yurt savunmasına yarayan bu sporu yurt ölçüsünde yaymak konusunda çok hizmet etmiştir”. 1930'lu yılların başında “Uludağ’da beş on heveskârın yerel şekilde başlattığı bu iş, bugün bütün memleketi kapsayan bir spor faaliyeti haline gelmiş bulunmaktadır”. “Bursa Dağcılık Kulübü’nün; Türk sporuna, dağcılığına yaptığı katkıları kimse görmemezlikten gelemez. Dağcılık Kulübü’ne sadece Bursa değil, tüm Ülkemiz saygı duymalıdır”.   
  
Bursa Dağcılık Kulübü’nün “kurucuları, o zamanlara değin birkaç yabancının dışında kimseciklerin turizm bölgesi olarak değerlendirmeyi akıllarının ucundan geçirmediği Uludağ’ı uluslararası bir kış turizmi merkezi haline getirmek için yola çıkmışlardı...Uludağ bugün uluslararası planda aranan bir kış turizm merkezi olduysa, bunu o 1933’de ilk adımı atan bir avuç Bursa aşığına borçludur”. Ne yazık ki Bursa Dağcılık Kulübü zaman içinde önce sportif kimliğini, sonra varlığını yitirdi.
    Şimdi ise adını ancak sayıları gittikçe azalan birkaç meraklı kişinin anılarında koruyabiliyor.
     

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 03/03/17