BURSA'NIN KURTULUŞU
        (11 EYLÜL 1922)

Bursa'nın Tarihi

 

1930 Öncesi Bursa

Kara Fatma

Bursa'da Kurulan İlk Yabancı Şirketler

Mehmet Akif Bülbül Şiirini Nasıl Yazdı?

Kubilay ve Bursa  

1958 Yangını   

Bursa'nın Sırlarını Saklayan Vadi: Cilimboz

Yunan İşgalinde Bursa

Bursa Vilayetinde Yunan Fecayi 

Bursa Daüssılası

 


Kurtuluş Savaşı Yıllarında Bursalı bir Milis

 

 





     
     Bursa Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde takvimler 8 Temmuz 1920'yi gösteriyordu. O gün Bursa’da sessiz bir bekleyiş vardı. Bu sessizlik fazla uzun sürmedi: Yunan süvarileri Çekirge ve Çarşamba semtlerinden hızlıca geçerek Heykel'deki tarihi belediye binasına ulaştılar. Dönemin Genel Kurmay Başkanlığınca Bursa’daki askeri birlikler Doğu Cephesi karargahına çekilmişlerdi.
     Yunanlılar belediye binasına gelmeden şehrin önde gelenleri toplantı salonunda toplandılar. Gelenler arasında en gururlu olanı hiç şüphesiz Bursa Metropoliti Polikarpos’tu. Baş köşeye yerleşti. Onun bu tavrı herkesi rahatsız etmişti ama yapacak artık bir şey kalmamıştı. Yanında bulunanlara “Biz bu günü tam 594 yıl bekledik” diyordu.
    
Rumlar 594 yıl beklemişlerdi beklemesine ama Bursa halkının o kadar beklemeye sabrı yoktu. Türkler açısından Bursa’nın işgali halkı ve TBMM’ni çok rahatsız etmişti.
    İşgal haberi gelince TBMM kürsüsüne siyah örtü serildi. Büyük bir imparatorluğun ilk başkenti artık Yunanlıların himayesine geçmişti. Fakat Türkler için bu hasret sadece 27 ay sürecekti. 11 Eylül 1922 sabahında Mirleva (Tuğgeneral) Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu Bursa’ya girerek, bir döneme tanıklık eden ecdat yadigarı Hüdavendigar Vilayetini düşmandan kurtardı.
                      

  
Türk 3. Kolordusu 29 ve 30 Ağustos günü dağılan Yunan birliklerini Eskişehir ve Bozüyük arasında bulunan İnönü kasabasında yakaladılar. İlk çatışmalarda Yunan birliklerinin kaybı büyük oldu, hızla geri çekilmeye başladılar. Bozüyük Macır Alınca köyünde bulunan tali karargah boşaltıldı. Yunan askerleri hızla İnegöl ilçesinin Samanlıdağ-Dimboz (Erdoğan Köy) ve kazancı hattına çekildiler. Yunanlıların amacı Mudanya’ya gelecek gemileri burada beklemek ve Türk askerinin Bursa’ya ulaşmasını engellemekti.
     8 Eylül 1922 günü akşamüstü Yenişehir ve İnegöl ilçelerinin Bursa’ya çıkan yolları tutuldu, bugünkü Erdoğan köy ve Koyunhisar köyünün güneydoğusu Türk askerleri tarafından çember içine alınarak amansız bir taarruz başlatıldı. Daha ilk saatlerde düşman ileri mevzilerini terk etmek zorunda kaldı. Gecenin karanlığında çatışmalar olanca hızla devam ediyordu. 9 Eylül günü düşman mevzilerini terk ederek Keşiş Dağı'nın eteklerine çekilmek zorunda kaldı. Önemli bir gelişme ise Yunan askerleri arasında yaşanıyordu ve artık savaşma arzuları kalmamıştı. Yunan askerleri arasında başlayan huzursuzluk iyice su yüzüne çıkınca Mudanya’ya devamlı olarak haber gönderilmeye başlandı.
    Düşman askeri için asıl kötü haber Türk süvari tümeninin Bursa’ya hareket etmesi oldu. Yunan birlikleri Türk süvarilerini engellemek için bir piyade alayı ve iki topçu bataryasını görevlendirdi. Yunanlılar kötü haberi henüz yeni almışlardı ama süvari tümeni yönünü değiştirerek Bursa- Mudanya karayolunu kesecek şekilde Samanlı- Ömerbey üzerinden Nilüfer Vadisi'ne ilerlemeye başlamışlardı. Bu arada 3. Kolordu Karargahı ise Kestel’deki yüksek tepeye yerleşmişti, artık Bursa net bir şekilde karargahtan görünüyordu.      
           
        Bursa’nın kuzey doğusunda, Kocaeli’nden gelen Türk birlikleri Gemlik-Umurbey-Tepederbent yönünde, Adliye-Muratoba bölgesinde düşmana saldırıya geçiyorlardı. 18. Türk Tümeni ise Dışkaya Dağı'nda tutunmak isteyen Yunan birliklerine doğru ilerlemeye çalışıyordu. Yunan birlikleri ise topçu ateşiyle Gemlik sırtlarını ateş altına almaya çalıştı. Amaçları 18. Tümenin ilerleyişini durdurmaktı.

    Türk birliklerinin toplamda dört koldan taarruzları 24 saat içinde sonuç vermişti. 11 Eylül 1922 sabahı 3. kolordunun subayları belediye binasına gelerek Türk bayrağını astılar. Ecdat yadigarı Bursa 27 ay sonra yeniden bir Türk toprağı idi.
    İlk Mecliste pek kritik durumda olan cephelerden bahsedilmektedir. Bursa milletvekili Muhiddin Baha (Pars), uzun gözlemlerini anlattığı konuşmasını şöyle bitirir:
    “Efendiler bu sahifeyi burada kapattıktan sonra müsadenizle bir müşahademi arz edeceğim. Geçenlerde İnegöl cephesinde ağaçlar arasında sis ortasında gazilerimizi ziyaret eder ve onların ayrı ayrı ellerini sıkarken 15 yaşında kadar bir çocuk gördük. Ona “Oğlum burada ne yapıyorsun? dedim. “Vatani vazifemi yapmaya geldim” cevabını verdi. “Peki hiç muharebeye karıştın mı? Düşmanla cenkleştin mi? Sualime de “evet” diye katıldığı çarpışmaları, boğuşmaları saymaya başlayınca ben, bu çocuğun karşısında bir parça küçüldüğümü hissettim. Sonra daha ileride yine gaziler arasında ve babasının yanında babasıyla omuz omuza düşmana karşı harp eden 12 yaşında Feridun isminde bir çocuk gördüm ki! Efendiler bir diyorum ama hangisi bir?                    
                    
              Bursa'nın kurtuluşundan sonra Hamdullah Suphi Meclis kürsüsünde bu sefer sevicini ifade ediyordu:
   "Ben Bursa'yı bilirim. Kaç defa camilerinde, türbelerinde uzun uzadıya dalgın saatler geçirdim. İçinde atalarımızın uyuduğu topraklarından yeşil dumanlar gibi tüten servilikleriyle üstüne daima bir ay ışığı vurmuş gibi bembeyaz duran minareleriyle, Bursa şimdi bayram yapıyor. Sabahlara kadar su sesleri içinde uyuyan Bursa, çamlarının, dede
çınarlarının dallarında deniz hışıltıları eksik olmayan Bursa! İlkbahar olunca, ovalarına şafaklar devrilimiş gibi, gelincik bulutlarıyla taraf taraf kızaran Bursa! Şimdi sevinç gözyaşları içinde kurtuluş bayramını yapıyor".  

                    Atilla Sağım'ın 11.9.2010'da www.gundem16.com'da yayımlanan yazısıdır.