Aziz Nesin ve Bursa


Edebiyatımızda Bursa


Aziz Nesin (1915-1995)

 

Aziz Nesin Bursa'da geçirdiği günleri bu kitabında anlatır.

 

 

 

 

 

 

 

 

    Sabahattin Ali ile birlikte çıkardığı Markopaşa adlı mizah dergisindeki yazısı yüzünden yargılandı, 10 ay hapis ve üç ay on gün Bursa’da “emniyet-i umumiye nezareti (göz hapsinde tutulma)” cezasına çarptırıldı.

1948 yılı Şubat ayında 4 ay sürgün olarak kalacağı Bursa'ya geldi. Kente girişini kendisi şöyle anlatır:

    "Şehre girişim pek anlı şanlı oldu. 1947 yılında o gün Halkevleri'nin kuruluş yıldönümü törenleri vardı Bursa'nın o zamanki terminali "şeref garajı", bugün Heykel'den aşağı inen İnönü Caddesi üzerindeki Hüzmen Plaza'nın yeri ile tam karşısı...İki jandarma arasında ellerim kelepçeli halde yürüyerek Heykelönü'ne çıktım. Bando çalmaya başlar başlamaz iki jandarma kendilerini tutamayıp geçit törenine katılmadılar mı! Ben bir ara, herhalde utancımdan geride kalmış olacağım, biri,

    "- Hizaya baaak! diye bağırdı.

  Bizden önde okullar, sporcular, esnaf birlikleri geçiyor. Her geçene ayrı alkış tutuluyor. Biz de onların arkasına takılmışız. Artık oldu olacak, dedim kendi kendime, bundan kurtuluş var mı? Nasıl olsa Bursa beni tanıyacak, hiç olmazsa tam tanısın... Ben jandarmalara ayak uydurdum. Bando çalıyor, biz de uygun adım gidiyoruz. Davul güm güm ötüyor, biz de rap rap geçiyoruz. Jandarmaları bilmem ama ben öyle gönülden yürüyorum ki, adım attıkça Bursa sarsılıyormuş gibi geliyor bana... Önümüzdeki bir kamyon içinde Dokumacılar Birliği geçiyor. Etraftan,

  "-Dokumacılar, dokumacılar... diye sesler geldi, sonra bir alkış koptu.

    Biz geçiyoruz.

   "-Geliyor, geliyor! diye sesler duyuldu. Artık kim geliyor, kimi bekliyorlar bilemem... Tam Halkevi önüne gelince bi alkış da bize tuttular. Biz, alkışın da verdiği kuvvet ve coşkuyla, ortada ben, sağımda solumda iki jandarma, uygun adımla boydan boya asfaltı geçtik, köprü başına geldik... Kalçadan adım çıkarmaktan yorulmuşum".  

     Mart 1948'de kalmak için bir ev tutar. Adresi: Sivasiler Mahallesi, Dere Sokak, Nr. 8 Aynı dönemde Haluk Yetiş'e yazdığı mektupta şöyle diyor:  "Beni değil Bursa’ya, bulutların üstüne atsalar aç kalmam. Uludağ'ın karlarını sıkar, ekmek çıkarırım". Para kazanmak çin pek çok işte çalıştı, eski Türkçe ve Kuran dersleri verdi.

                  

Yılmaz Akkılıç'a göre Aziz Nesin Bursa'ya ilk geldiğinde Heykel'de Lozan Oteli'nde kalmıştı.

 

    CHP'ye muhalefet eden DP yanlısı bir gazete çıkmaktadır o yıllarda Bursa'da. Gazetenin yöneticisi Nazım Hikmet şiiri okuduğu için okuldan atılmış bir şairdir. Para kazanmak niyetinde olan Aziz Nesin gazeteye gidip şairle tanışır, niyeti düzeltmenlik gibi bir işe edinmektir. Ancak ummadığı bir tepkiyle karşılaşır. "İyi ki akşam karanlığında geldiniz" der Bursalı şair, "önümüzdeki seçimde DP'den milletvekili olacağım. Bizi birlikte görürlerse türlü söylenti çıkar.  Aman görüştüğümüzü kimseye söylemeyin".

   Adı geçen şair seçimlerde milletvekili seçilememiştir. Ancak uzun süre DP'nin ileri gelenleri ile yakın ilişki içinde idi. Ali Aksoy(1948-2009)'un aktardığına göre 2000'li yılların başlarında bir gün bir sohbet esnasında Raif Kaplanoğlu, tarihçi yazar İsmet Bozdağ'a aniden:

   "Aziz Nesin'e düzeltmenlik işi vermeyen siz miydiniz?" diye sorunca Bozdağ mahcup bir şekilde soruyu olumlu yanıtlamış. 

   Aziz Nesin 1990'lı yıllarda birkaç kez kentimize edebiyat etkinliklerine katılmak için geldi. Bunlardan birinde anılarındaki Bursa'ya ait şunları söylemiş:

   "Bende anılaşan yapıların çoğu yok bugün. Yıkılmış. Dağcılık Kulübü yok. Sürgün olarak kaldığım otel yok. Otelden çıktıktan sonra, Mahkeme Hamamı'nın üst yanındaki sokakta bulunan ev yok. Yerine apartman yapılmış. Her şey nasıl da değişmiş.. Bursa'nın coğrafyası çok değişmiş, lokal olarak değişmiş. 1947'den sonra bu  kente üç dört kez geldim. Bir gelişimizde Ruhi Su ile birlikte idik, o konser verdi, ben konuşma yaptım. Bursa şimdi o yemyeşil kent değil. Benim sürgünlüğümde Bursa bir emekliler kentiydi. Ucuzluğuyla da ünlüydü. İstanbul’a yakın olduğu için emekliler gelir yerleşirdi buraya. Doğasıyla, havasıyla cennet gibi bir yerdi".

  Heykel'de

Aziz Nesin’in Bursaname adlı eserinden bir bölüm

           

Estek kösteğin adı olmuş burada estetik

Betondan sefertası yapılarla süsledik

Böyle şehirciliğe doğrusu ya pes dedik.

 

...

Kente süs lazım değil, Türk’ün süsü sadelik

Smokin mi giyilir cepte yokken metelik

Bir acayip kılıkla olmuş şehir turistik

...

Kalemim ok gibidir, elim de hayli sakat

Dışı seni yaksa da içi de beni yakar

Şu Kırk Merdiven’lerden su akar, aptal bakar

…

Yumuşak da söylesek sözümüz gelir pek dik

Bir yağmur çiselese Bursa olur Venedik

Boru döşenecekmiş, yollar delik üstelik

...

Batmadan boğulmadan çıksak Bahri Bursa’dan

İsteyip asasını ya Hazreti Musa’dan

Ya da çıksak göklere ibret alıp İsa’dan

Ya deveyi gütmeli ya Bursa’dan gitmeli

Söylesene Haşim Bey, söyle ne halt etmeli?

                                   (21.12.1948)